Beyaz Saray'dan gelen yeni alım taahhütleri ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimin tetiklediği enerji maliyetleri, küresel tarım emtialarında haftaya hareketli bir başlangıç yapılmasını sağladı.
Küresel emtia borsalarında dengeler yeniden değişiyor. Hafta başında mısır ve buğday kontratlarında kaydedilen ani tırmanış, yatırımcıların dikkatini yeniden tarım ürünlerine çevirdi. Piyasadaki bu hareketliliğin ana kaynağında, Çin ile ABD arasında varılan yeni ticaret mutabakatı ve bölgedeki savaşın yakıt fiyatları üzerindeki baskısı yatıyor.
Çin'in Tarım Hamlesi Piyasayı Hareketlendirdi
ABD yönetiminin açıklamasına göre Çin, 2028 yılına kadar her yıl 17 milyar dolar tutarında Amerikan tarım ürünü alımı gerçekleştirecek. Söz konusu taahhüdün soya fasulyesiyle sınırlı kalmayıp mısır ve buğday gibi ürünleri de kapsayacağı beklentisi, Chicago borsasında satış baskısını alım iştahına dönüştürdü. Mısır kontratlarında son altı ayın en belirgin günlük sıçraması yaşanırken, buğday fiyatları da yükseliş trendine katıldı. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz hafta taraflar arasındaki görüşmelerden somut detay çıkmaması piyasada bir haftalık yüzde 5’lik bir değer kaybına neden olmuştu. Ancak bu yeni taahhüt süreci, küresel ölçekte "bekle ve gör" tavrını iyimserliğe evriltmiş durumda. Yine de Çin'in resmi kanallardan konuya dair temkinli duruşunu koruması, yatırımcıların geleceğe dair beklentilerini kontrollü tutmalarına neden oluyor.
Enerji Krizi ve Palm Yağı Dinamikleri
Tahıl tarafında ticaret rüzgarları eserken, palm yağı cephesinde ise enerji maliyetlerinden kaynaklanan bir yükseliş gözlemleniyor. Orta Doğu'daki askeri hareketliliğin petrol fiyatlarını desteklemesi, biyoyakıt üretiminde kullanılan palm yağına olan talebi yukarı taşıdı. Malezya ringgitindeki zayıf seyir de bu ürünü uluslararası alıcılar için cazip kılan bir diğer etken oldu.
Buna karşın, fiziki ihracat verileri talebin henüz tam olarak canlanmadığını ortaya koyuyor. Özellikle Hindistan ve Çin’in tedarik hacmindeki düşüş ve Güney Amerika’dan gelecek yeni mahsul beklentisi, fiyatlardaki yükselişin önünde bir direnç noktası oluşturuyor. Jeopolitik riskler ile küresel talep zayıflığı arasında sıkışan piyasalarda, önümüzdeki günlerde enerji fiyatlarının seyri belirleyici olmaya devam edecek.