Karadeniz Bölgesi'nin iç kesimlerinde yer alan ve binlerce yıllık geçmişiyle medeniyetlerin buluşma noktası olan Tokat şehri, isminin kökeniyle ilgili barındırdığı gizemlerle tarihçilerin odak noktası olmaya devam ediyor. Yeşilırmak havzasının sunduğu bereketli topraklar üzerinde yükselen bu kadim yerleşim merkezi, Roma'dan Selçuklu'ya, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e kadar pek çok döneme tanıklık etmiştir. Şehrin isimlendirilme süreciyle ilgili öne çıkan teoriler, sadece dilbilimsel birer tartışma değil, aynı zamanda bölgenin geçmişteki savunma yapısını, hayvancılık kültürünü ve stratejik önemini de gözler önüne seren birer ayna niteliği taşımaktadır. Modern tarih yazımında önemli bir yere sahip olan bu isimlendirme tartışmaları, şehrin kimliğini oluşturan temel taşları belirleyen unsurlar arasında ilk sırada yer almaktadır.
Surlu Şehir Kavramı Ve Tok Kat Teorisi Üzerindeki Tarihsel Görüşler
Şehrin isminin kökenine dair en güçlü ve bilimsel temellere dayandırılan iddialardan biri, savunma mimarisiyle ilişkilendirilen kavramlardır. Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği en önemli tarihçilerden biri olan İbrahim Hakkı Uzunçarşılı ve Osmanlı coğrafyası üzerine çalışmalarıyla bilinen Ali Cevat gibi isimler, şehrin adının "Tok-kat" kelime grubundan türediğini savunmaktadır. Bu görüşe göre, kelimenin özünde yatan anlam surlarla çevrili, korunaklı ve katmanlı şehir yapısıdır. Tokat Kalesi'nin sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiş olması ve şehrin bu kale etrafında güvenli bir şekilde büyümesi, "surlu şehir" yaklaşımlarını destekleyen en somut fiziksel kanıt olarak kabul edilmektedir. Tarih boyunca kuşatılması zor, savunması ise oldukça stratejik bir nokta olan bu yerleşimin, çevre halkları ve yöneticiler tarafından bu özelliğiyle anılması, ismin zamanla halk ağzında yuvarlanarak bugünkü halini almasına zemin hazırlamıştır. Surların katmanlı yapısı ve şehrin bu tahkimatlar içindeki güvenli duruşu, "Tok-kat" isminin etimolojik kökenindeki en rasyonel açıklama olarak literatürdeki yerini korumaktadır.
Atçılık Kültürü Ve Besili Atlar Üzerinden Yapılan İsimlendirme Rivayeti
Tokat isminin kökeniyle ilgili bir diğer dikkat çekici ve halk arasında oldukça yaygın olan görüş ise bölgenin hayvancılık ve binicilik kültürüyle kurulan bağdır. Bu teoriye göre şehir, ismini "Tok-at" yani besili ve bakımlı at kavramından almaktadır. Orta Anadolu ve Karadeniz geçiş güzergahındaki geniş meraları ve sulak arazileriyle bilinen bu bölge, tarih boyunca orduların at ihtiyacını karşılayan ve nitelikli at yetiştiriciliğinin yapıldığı bir merkez olarak öne çıkmıştır. Atın Türk kültüründeki ve askeri sistemdeki yeri düşünüldüğünde, bir şehrin bu denli kıymetli bir canlıyla özdeşleşmiş olması oldukça muhtemel görünmektedir. Bereketli otlaklarda yetişen ve güçleriyle nam salan bu hayvanların varlığı, bölgenin bir nevi markası haline gelmiş ve zamanla yerleşimin adı bu nitelendirme üzerinden şekillenmiştir. Bu yaklaşım, şehrin sadece askeri bir kale değil, aynı zamanda lojistik bir merkez ve üretim alanı olduğu gerçeğini de destekleyen kültürel bir perspektif sunmaktadır.
Bölgenin Tarihsel Kavşak Noktası Olmasının Dil Üzerindeki Etkileri
Tokat'ın ismi üzerine yapılan araştırmalar, sadece Türkçe kökenli kelimelerle sınırlı kalmamakta, aynı zamanda bölgeden gelip geçen farklı medeniyetlerin dil etkileşimlerini de kapsamaktadır. İpek Yolu üzerinde bulunan ve ticari bir düğüm noktası işlevi gören şehir, her dönemde farklı kültürlerin uğrak yeri olmuştur. Bu durum, ismin evrimleşme sürecinde fonetik değişimlerin yaşanmasını kaçınılmaz kılmıştır. Bazı araştırmacılar, ismin antik dönemlerdeki farklı telaffuz biçimlerinin zamanla Türkçedeki benzer seslerle birleştiğini ve bugünkü Tokat formuna ulaştığını ifade etmektedir. Dilin yaşayan bir organizma olduğu gerçeğinden hareketle, şehrin isminin hem savunma gücünü hem de coğrafi zenginliğini temsil eden unsurların bir bileşkesi olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Ticaret kervanlarının, orduların ve gezginlerin bu bölgeyi tanımlarken kullandıkları sıfatlar, yüzyıllar içinde süzülerek şehrin kalıcı ismi haline gelmiştir.
Toplumsal Bellekte Yaşayan Efsaneler Ve İsimlendirme Gelenekleri
Şehirlerin isimleri çoğu zaman sadece resmi belgelerde değil, halkın anlattığı hikayelerde ve efsanelerde de hayat bulur. Tokat için geliştirilen her iki ana teori de bölge insanının tarih algısını ve şehirlerine duydukları aidiyet hissini yansıtmaktadır. "Surlu Şehir" nitelemesi şehrin asaletini ve fethedilemez oluşunu simgelerken, "Besili At" rivayeti ise şehrin bolluk ve bereket içinde olduğu algısını pekiştirmektedir. Yerel anlatılarda bu iki görüşün harmanlandığı, hatta zaman zaman birbirini tamamlayan unsurlar olarak görüldüğü fark edilmektedir. Günümüzde Tokat ismi, tüm bu tarihsel tartışmaların ve kültürel birikimin bir sentezi olarak Anadolu’nun kalbinde varlığını sürdürmektedir. İster savunma mimarisinden ister hayvancılık kültüründen gelsin, şehrin ismindeki "tok" ifadesi, her iki durumda da bir doygunluğu, sağlamlığı ve gücü temsil ederek şehrin karakteristik özelliklerini en doğru şekilde yansıtmaya devam etmektedir.