Tokat'ın En Küçük İlçesi Hangisi?

Anadolu’nun derin köklere sahip şehirlerinden biri olan Tokat, sahip olduğu on bir ilçe arasında nüfus ve yüz ölçümü açısından farklılıklar barındıran yerleşim birimlerine ev sahipliği yapıyor.

Anadolu’nun derin köklere sahip şehirlerinden biri olan Tokat, sahip olduğu on bir ilçe arasında nüfus ve yüz ölçümü açısından farklılıklar barındıran yerleşim birimlerine ev sahipliği yapıyor. Bu yerleşim yerleri arasında sessizliği ve tarihi mirasıyla ön plana çıkan Sulusaray, şehrin demografik tablosunda en az nüfusa sahip bölge olarak kayıtlara geçiyor. Şehir merkezine olan mesafesi ve komşu ilçelerle olan stratejik bağı, burayı hem kırsal bir sığınak hem de geçmişin izlerini taşıyan bir açık hava müzesi haline getiriyor. Tokat’ın güneybatı hattında yer alan bu küçük ama anlamı büyük ilçe, zaman içerisinde yaşadığı idari değişimlerle bugünkü kimliğini kazanmış durumda. Yıllar içindeki nüfus hareketliliği incelendiğinde, tarım ve hayvancılığın temel geçim kaynağı olduğu bölgede butik bir yaşam tarzının hüküm sürdüğü net bir şekilde gözlemleniyor.

Sulusaray İlçesinin İdari Dönüşüm Süreci Ve Kuruluş Hikayesi

Sulusaray, cumhuriyet döneminin ardından uzun bir süre boyunca Artova ilçesine bağlı bir yerleşim birimi olarak varlığını sürdürdü. Bölgenin gelişim göstermesi ve yerel ihtiyaçların artmasıyla birlikte, takvimler otuz bir aralık bin dokuz yüz seksen altı yılını gösterdiğinde belde statüsüne kavuşarak ilk özerk yönetim adımlarını atmış oldu. Ancak bu gelişme bölge halkı için sadece bir başlangıç niteliği taşıyordu. Yerel yönetim mekanizmalarının güçlenmesi ve bölgenin kendine has potansiyelinin fark edilmesi üzerine, yirmi mayıs bin dokuz yüz doksan tarihinde resmi bir kararla ilçe statüsüne yükseltildi. Bu tarihten itibaren Tokat’ın bağımsız idari birimlerinden biri haline gelen Sulusaray, kendi belediye ve kaymakamlık yapısıyla gelişimini sürdürmeye başladı. Nüfus rakamları açısından şehrin diğer büyük ilçelerine kıyasla mütevazı bir profil sergilemesi, bölgenin doğallığının ve sakin yapısının korunmasında en önemli etkenlerden biri olarak kabul ediliyor.

Çevre İlçelerle Olan Mesafe Ve Ulaşım Dinamikleri

Coğrafi konum bakımından Tokat’ın güney sınırlarına yakın bir noktada bulunan Sulusaray, ulaşım ağları açısından çevresindeki diğer yerleşim yerleriyle sıkı bir bağ kuruyor. İl merkezine yaklaşık altmış dokuz kilometrelik bir mesafede yer alan ilçe, merkezin gürültüsünden uzak kalmak isteyenler için izole bir nokta sunuyor. Eski bağlı olduğu Artova ilçesine otuz kilometrelik bir uzaklıkta bulunurken, en yakın komşusu olan Yeşilyurt ilçesi ile arasındaki mesafe sadece on bir kilometre olarak ölçülüyor. Bu yakınlık, özellikle ekonomik ve ticari faaliyetlerin Yeşilyurt ve Sulusaray hattında yoğunlaşmasına neden oluyor. Yerel halkın gündelik ihtiyaçlarını karşılamak ve lojistik hareketliliği sağlamak adına kullanılan bu yollar, aynı zamanda bölgenin tarımsal ürünlerinin pazarlanmasında da kritik bir rol üstleniyor. Dağlık ve engebeli arazilerin arasında süzülen yollar, ziyaretçilerine tipik bir İç Anadolu ve Karadeniz geçiş iklimi manzarası sunuyor.

Sebastapolis Antik Kenti Ve Bölgenin Arkeolojik Değeri

Sulusaray’ın nüfus olarak küçük olması, onun kültürel mirasının da az olduğu anlamına gelmiyor. Aksine ilçe, bugün üzerine kurulu olduğu Sebastapolis antik kenti ile dünya arkeoloji literatüründe önemli bir yer tutuyor. Roma İmparatorluğu döneminde bölgenin en büyük ve görkemli şehirlerinden biri olan bu antik yerleşim, Sulusaray’ın her sokağında ve her bahçesinde kendini hissettiriyor. Modern yerleşimin antik kentin kalıntıları ile iç içe geçmesi, ilçeye mistik bir hava katıyor. Yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan sütunlar, tapınak kalıntıları ve hamam yapıları, Sulusaray’ın binlerce yıl önce bölgenin idari ve dini merkezi olduğunu kanıtlıyor. Bu tarihi derinlik, ilçenin nüfus bazlı dezavantajını turizm potansiyeliyle kapatmasına imkan sağlıyor. Tarih meraklıları için gizli bir hazine olan bu antik kent kalıntıları, ilçenin gelecekteki kalkınma planlarının en önemli dayanak noktasını oluşturuyor.

Kırsal Ekonominin Temel Taşı Olan Tarım Ve Hayvancılık Faaliyetleri

Sulusaray ekonomisi büyük ölçüde toprağa ve hayvancılığa dayalı bir yapı sergiliyor. Nüfusun büyük çoğunluğunun bu sektörlerde istihdam edilmesi, ilçede geleneksel üretim yöntemlerinin yaşatılmasını sağlıyor. Geniş mera alanları ve iklim koşulları, özellikle küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık için elverişli bir zemin hazırlıyor. Bölgede yetiştirilen tarım ürünleri ise genellikle hane halkının ihtiyacını karşılamasının yanı sıra yakın ilçelerdeki pazarlarda satışa sunuluyor. Sanayi yatırımlarının sınırlı olması nedeniyle doğallığını kaybetmeyen ilçe toprakları, organik üretim için büyük bir potansiyel barındırıyor. Şehirleşme oranının düşük kalması, tarım arazilerinin korunmasına yardımcı olurken genç nüfusun büyük şehirlere göç etmesi ise bölgenin nüfus bakımından en küçük ilçe kalmasındaki temel nedenler arasında gösteriliyor. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde Sulusaray, hem tarihiyle gurur duyan hem de doğasıyla huzur veren bir Anadolu kasabası imajını başarıyla temsil ediyor.

İLGİLİ HABERLER