Japonya yönetimi, dolar karşısında eriyen para birimini korumak adına her türlü önlemi almaya hazır olduğunu belirterek piyasalara gözdağı verdi.
Japonya ekonomisinde süregelen yerel para birimi değer kaybı, hükümeti oldukça sert önlemler almaya itiyor. Ülkenin üst düzey finansal yetkililerinden Atsushi Mimura, döviz piyasasına yönelik olası operasyonlarda herhangi bir üst sınır bulunmadığını açık bir dille ifade etti. Tokyo yönetiminin bu stratejik tutumunun, Washington ile sürekli istişare halinde yürütüldüğü ve ABD tarafının mevcut durumu anlayışla karşıladığı vurgulanıyor.
Bessent Ziyareti Kritik Bir Viraj Olacak
Önümüzdeki hafta ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in gerçekleştireceği Tokyo ziyareti, küresel piyasalar tarafından nefesler tutularak bekleniyor. Söz konusu temaslarda gündemin en tepesinde, Japon Yeni'nin seyri ve Merkez Bankası'nın (BOJ) uyguladığı gevşek para politikaları yer alacak. Uzmanlar, görüşmelerde Japonya'nın tek başına yürüttüğü müdahale operasyonlarının geleceği ve ABD'nin bu sürece aktif katılım gösterip göstermeyeceğinin netleşeceğini öngörüyor.
Ekonomi çevreleri, Washington yönetiminin mevcut yen zayıflığını doğrudan BOJ'un yavaş ilerleyen faiz artırım sürecine bağladığı görüşünde birleşiyor. Bu nedenle, Haziran ayı içerisinde Japonya'nın faiz oranlarını yukarı çekmesi yönündeki beklentiler hem diplomatik hem de ekonomik çevrelerde yüksek sesle konuşulmaya başlandı.
Müdahalelerin Etki Sınırı Sorgulanıyor
Geride bıraktığımız haftada Japonya'nın piyasaya 35 milyar doların üzerinde bir kaynak aktardığı ve toplam müdahale tutarının 67 milyar dolara yaklaştığı tahmin ediliyor. Bu hamlelerle dolar/yen paritesinde 155 seviyelerine kadar geçici bir toparlanma görülse de, finansal stratejistler bu tür aksiyonların uzun vadeli bir trend dönüşü yaratmaktan ziyade, düşüş hızını yavaşlatmaya odaklı olduğunu savunuyor.
Öte yandan, ithal edilen enerji ve gıdadaki maliyet artışları, Japon halkı üzerinde enflasyonist baskıyı giderek daha fazla hissettiriyor. Uzmanlar, Japon yetkililerin pariteyi tekrar 160 seviyesine yaklaştırmayacak bir "savunma hattı" oluşturmaya çalıştığına işaret ederken, Haziran ayında atılması muhtemel bir faiz adımının piyasalardaki oynaklığı dizginleyip dizginleyemeyeceği merakla bekleniyor.