Nisan ayı enflasyon verilerinin açıklanması beklenirken, resmi istatistikler ile halkın çarşı-pazarda karşılaştığı fiyatlar arasındaki devasa fark, geçim mücadelesi veren milyonların tepkisini çekmeye devam ediyor.
Ekonomi yönetiminin açıkladığı veriler ile bağımsız araştırma kuruluşlarının paylaştığı veriler arasındaki makasın neredeyse iki katına çıkması, kurumlara olan güveni zedeliyor. TÜİK'in Mart ayında yıllık enflasyonu yüzde 30,87 seviyesinde duyurmasına karşılık, Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) bu oranı yüzde 54,62 olarak kayıtlara geçirdi. Halkın kendi bütçesinde hissettiği enflasyon ise bu rakamların da üzerinde seyrediyor.
İstihdam piyasasındaki karamsar tablo da dikkat çekiyor. Eğitimli genç işsizliğinin 2,3 milyona ulaşması ve sosyal yardıma ihtiyaç duyan hane halkı sayısının 4,5 milyonu aşması, ekonomik tablonun vahametini gözler önüne seriyor. Buna rağmen, resmi söylemlerde fakirlik oranının son 19 yılın en düşük seviyesinde olduğu savunuluyor.
Geri Kalmayan Yoksulluk Sınırı
Türk-İş verileri, sosyal adaletsizliğin ulaştığı boyutu net bir şekilde ortaya koyuyor. Nisan ayı itibarıyla yoksulluk sınırının 112,7 bin liraya, açlık sınırının ise 34,6 bin liraya yükselmesi, Türkiye’yi Avrupa’da yoksulluk oranıyla zirveye taşıdı. Sabit gelirliler için yılın ilk çeyreği tam bir kayıp dönemi oldu. Asgari ücrette 2 bin 819 lira, emekli maaşlarında ise 2 bin liralık reel değer kaybı yaşanırken, iktidarın "ara zam" konusundaki isteksizliği dar gelirlinin omuzlarındaki yükü daha da ağırlaştırıyor.
Hatalı Politikaların Faturası Emekliye Kesiliyor
Ekonomi yönetiminde yaşanan görev değişimlerine ve uygulanan zıt politikalara rağmen enflasyonla mücadelede beklenen başarı bir türlü sağlanamıyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in göreve geldiği dönemde yüzde 39,59 olan enflasyonun, tek haneye indirilmesi hedeflenirken, mevcut veriler yüzde 20'nin altına düşüşün dahi zor olduğunu gösteriyor.
Merhum Süleyman Demirel’in "bir numaralı halk düşmanı" olarak tanımladığı enflasyon, toplumun sadece cüzdanını değil, ahlaki yapısını ve sosyal huzurunu da tehdit ediyor. İktidarın uzun yıllardır süregelen başarısız ekonomi politikaları, asgari ücretlinin kirasını dahi ödeyemez hale geldiği bir kısır döngüye dönüşmüş durumda. Temmuz ayında bir ara zam yapılmaması durumunda, halkın geçim sıkıntısının yıl sonunda telafisi güç bir noktaya ulaşacağı öngörülüyor.