İstanbul'da düzenlenen SAHA 2026 Fuarı'nda tanıtılan 6 bin kilometre menzilli YILDIRIMHAN balistik füzesi, sadece Türkiye'nin değil, küresel güvenlik mimarisinin de ana gündem maddesi haline geldi. Test aşamasına yaklaşan bu dev proje, Ankara'nın savunma sanayisinde artık bölgesel bir aktörden küresel bir güç merkezine dönüştüğünün en somut kanıtı olarak yorumlanıyor.
Savunma dünyasının gözü İstanbul’da
SAHA 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı, 120’yi aşkın ülkeden gelen delegasyonlara ev sahipliği yaparak savunma teknolojilerindeki son yenilikleri vitrine çıkardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fuar kapsamında 8 milyar dolarlık devasa bir iş birliği hacmine ulaşıldığını açıklaması, Türk savunma sanayisinin ulaştığı ekonomik ve teknolojik ölçeği gözler önüne serdi. Ancak fuarın en çok ses getiren gelişmesi, Milli Savunma Bakanlığı standında ilk kez görücüye çıkan YILDIRIMHAN oldu.
Stratejik üstünlük ve caydırıcılık mesajı
Teknik verileriyle göz dolduran YILDIRIMHAN, 25 Mach hıza ulaşabilen ve 3 bin kilogram yük taşıma kapasitesine sahip bir balistik füze sistemi olarak tasarlandı. Uluslararası analiz kuruluşları ve dış basında geniş yer bulan değerlendirmelerde, füzenin 6 bin kilometrelik menziliyle kıtalararası balistik füze (ICBM) sınıfına girdiği vurgulanıyor. ABD merkezli yayın organları, projenin hayata geçmesiyle Türkiye'nin ABD, Rusya ve Çin gibi çok sınırlı sayıdaki ülkenin bulunduğu "stratejik caydırıcılık ligine" adım atacağını ifade ediyor.
İnsansız sistemlerde yeni rekorlar
Türkiye'nin askeri özerklik hedefleri doğrultusunda sadece balistik füze projeleri değil, insansız hava araçlarındaki başarısı da fuarın odak noktasıydı. Baykar ile Endonezya arasında imzalanan Kızılelma anlaşması, Türk İHA teknolojisinin dünya pazarındaki yerini perçinledi. Kızılelma’nın havadan havaya füze testlerindeki başarısını hatırlatan uzmanlar, Türkiye'nin konvansiyonel silahların ötesine geçerek insansız sistemlerde teknolojik bir üstünlük kurduğuna dikkat çekiyor. YILDIRIMHAN ile başlayan yeni dönem, Türkiye’nin bölgesel güvenlik politikalarını artık çok daha geniş bir coğrafyada "stratejik bir sinyal aracı" ile yöneteceğinin işareti kabul ediliyor.