Türkiye’nin önündeki küresel risklere dikkat çeken iş dünyası temsilcileri, sadece günü kurtaran politikaların yeterli olmayacağını vurgulayarak sürdürülebilir bir kalkınma modeli önerdi.
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, küresel ticaretin ve sanayi politikalarının köklü bir değişim sürecinden geçtiğini belirterek Türkiye’nin bu dönüşüme uyum sağlaması gerektiğini ifade etti. Aras, jeopolitik gerilimlerin ve teknolojik devrimlerin iç içe geçtiği bu yeni dönemde, ekonomik dayanıklılığın her zamankinden daha önemli bir hale geldiğini vurguladı.
Sadece büyüme rakamlarına odaklanmanın yeterli olmadığını belirten Aras, büyümenin niteliğinin ve yarattığı toplumsal değerin kalkınma açısından kritik olduğuna dikkat çekti. Aras, stratejik bir vizyonla hareket etmeyen ülkelerin küresel rekabette geride kalacağını öngördüklerini belirtti.
Kalkınma için odak noktaları
Aras, Türkiye’nin yeni bir kalkınma hikâyesi yazabilmesi adına beş temel alana odaklanılması gerektiğini belirtti. Bu öneriler arasında verimlilik artışı, üretimin katma değerinin yükseltilmesi ve teknolojik altyapının güçlendirilmesi ilk sıralarda yer aldı.
Ayrıca insan kaynağının yetkinliklerinin artırılması ve ekonomik yapının dışsal şoklara karşı daha dirençli kılınması, ülkenin geleceği açısından zorunlu adımlar olarak tanımlandı. İş dünyası, bu beş başlığın bir bütün olarak ele alınması durumunda Türkiye’nin mevcut jeopolitik ve ekonomik belirsizlikleri aşabileceğini öne sürdü.
Küresel rekabette uzun vadeli vizyon
Toplantıda öne çıkan bir diğer önemli nokta ise günübirlik çözümlerin yarattığı riskler oldu. Aras, dünyada sistemlerin yeniden kurulduğu bir dönemde, sadece anlık gelişmelere endeksli bir politika izlemenin Türkiye için bir kayıp olabileceğini ifade etti. İş dünyası temsilcileri, kalkınmanın bir tercih değil, değişen dünya düzeninde ayakta kalmanın bir şartı olduğunu dile getirdi.
Bu değerlendirmeler, iş dünyasının önümüzdeki dönemde ekonomik ve yapısal reform beklentilerini şekillendiren bir rehber niteliği taşıyor. TÜSİAD yönetimi, sürdürülebilir büyüme için atılacak her adımın, teknoloji odaklı ve dayanıklı bir ekonomi inşasıyla desteklenmesi gerektiğini bir kez daha yineledi.