Yapay zekâ rallisi bir tuzak mı? Wall Street'te '2000 yılı' alarmı: Tarih tekerrür mü ediyor?

Piyasalardaki aşırı yoğunlaşma ve dev şirketlerin endeksleri domine etmesi, sürdürülebilirlik tartışmalarını beraberinde getiriyor. Küresel piyasalar, yapay zekâ odaklı teknoloji hisselerindeki baş döndürücü yükselişi bir yandan hayranlıkla izlerken diğer yandan ciddi bir endişe sarmalında takip ediyor.

Sermaye piyasalarında teknoloji hisselerine yönelen rekor düzeydeki ilgi, uzmanların hafızalarını 90'lı yılların sonuna, dot-com krizine götürüyor. Piyasalardaki aşırı yoğunlaşma ve dev şirketlerin endeksleri domine etmesi, sürdürülebilirlik tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Küresel piyasalar, yapay zekâ odaklı teknoloji hisselerindeki baş döndürücü yükselişi bir yandan hayranlıkla izlerken diğer yandan ciddi bir endişe sarmalında takip ediyor. Philadelphia Yarı İletken Endeksi’nin yalnızca iki ay gibi kısa bir sürede yüzde 70 değer kazanması, sermaye akışının ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Ancak bu devasa büyüme, geniş tabanlı bir ekonomik refahtan ziyade, çok az sayıdaki teknoloji devinin omuzlarında yükseliyor.

Sadece beş büyük şirketin, S&P 500 endeksinin toplam kazancının yarısını tek başına üstlenmesi, piyasadaki risk konsantrasyonunu tehlikeli boyutlara taşıyor. Yatırım dünyasının ağır topları, mevcut piyasa yapısını rasyonellikten uzak, bir tür kumarhane atmosferi olarak tanımlıyor.

Büyük oyuncuların endişeli bekleyişi

Finans dünyasının efsanevi isimlerinden Michael Burry, mevcut coşkuya karşı sert uyarılarda bulunarak, yatırımcıları finansal pozisyonlarını gözden geçirmeye davet ediyor. Burry, piyasanın sağlam temellerden ziyade sadece 'AI' etiketi ve sürü psikolojisiyle yükseldiğini savunuyor. Bununla birlikte, hatalı bir açığa satış hamlesinin yaratabileceği maliyetlere karşı da dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.

BNP Paribas tarafından yapılan analizler ise mevcut fiyat grafiklerinin, 2000 yılında telekomünikasyon sektörünün çöküşüyle sonuçlanan süreçteki borç temelli genişlemeyle ürkütücü derecede benzerlik gösterdiğini kanıtlıyor.

İnovasyon ve balon teorisi

Tarihsel bir perspektiften bakıldığında, 1825-2000 yılları arasındaki 51 büyük inovasyonun %73'ünün süreç içerisinde fiyat balonlarına yol açtığı gözlemleniyor. Demiryollarından internetin ilk dönemlerine kadar pek çok yenilik, başlangıç aşamasında gerçek değerinden çok daha farklı fiyatlanmıştı.

Ancak günümüz piyasasını 2000 yılından ayıran kritik bir fark bulunuyor. Nvidia ve Microsoft gibi bugün başı çeken şirketler, dot-com dönemindeki gelir üretmeyen işletmelerin aksine, devasa nakit akışlarına ve somut kârlılık oranlarına sahip. S&P 500 şirketlerinin %85'inin beklentileri aşan bilançoları, yatırımcılar için bir miktar güven alanı sağlasa da jeopolitik riskler ve enflasyonist baskılar, bu kırılgan dengenin bozulması için yeterli tetikleyici unsurlar olarak masada duruyor. Wall Street, şimdi gerçek bir kırılma sinyali ile sürdürülebilir büyüme arasındaki o ince çizgide nefesini tutmuş bekliyor.

İLGİLİ HABERLER