Yatırımcı rotası değişti: Gelişen ülkeler devleri geride bıraktı

Dev yatırım kuruluşlarının mercek altına aldığı yükseliş trendi, gelişmekte olan ülkelerin artık dış şoklara karşı çok daha donanımlı olduğunu kanıtlıyor. S&P 500 endeksinin dahi üç katı getiri sağlayan bu piyasalar, döviz rezervlerini güçlendiren merkez bankaları ve sağlamlaşan kurumsal yapılarıyla dikkat çekiyor.

Küresel piyasalarda ezberler bozuluyor; ABD merkezli varlıkların cazibesini yitirmesiyle birlikte gelişmekte olan piyasalar, yıl başından bu yana sergilediği performansla yatırım dünyasının gözbebeği haline geldi.

Dev yatırım kuruluşlarının mercek altına aldığı yükseliş trendi, gelişmekte olan ülkelerin artık dış şoklara karşı çok daha donanımlı olduğunu kanıtlıyor. S&P 500 endeksinin dahi üç katı getiri sağlayan bu piyasalar, döviz rezervlerini güçlendiren merkez bankaları ve sağlamlaşan kurumsal yapılarıyla dikkat çekiyor.

Finansal Ezberleri Bozan Dönüşüm

BlackRock, Danske Bank ve PGIM gibi sektör devleri, bu ülkelerin kazandığı dayanıklılığı yapısal iyileşmelere bağlıyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomi politikalarının Amerikan piyasalarına dair soru işaretlerini artırması, yatırımcıları güvenli liman arayışında yeni rotalara sevk etti. Danske Bank’tan Soeren Moerch, gelişen piyasaların geleneksel önyargıların aksine, krizlere karşı artık çok daha dirençli ve proaktif bir duruş sergilediğinin altını çiziyor.

Uzmanlar Gelecek İçin Umutlu

Piyasaların geleceğine yönelik iyimser tablo sadece bugünkü verilerle sınırlı değil. Robeco Institutional Asset Management temsilcisi Wim-Hein Pals, gelişen piyasaların 2026 ve 2027 yıllarında gelişmiş ekonomilere fark atacağını öngörerek pozisyonlarını koruduklarını belirtiyor. Bu iyimserliğe katılan BlackRock analisti Michel Aubenas ise kredi notlarındaki iyileşmelere dikkat çekerek, not artışlarının üst üste dördüncü yılına girdiğini vurguluyor.

Her Bölge Aynı İvmede Değil

Küresel çapta genişleyen yatırımcı ilgisine rağmen, yükselişin tüm coğrafyalara eşit dağılmadığı da gözlerden kaçmıyor. Mısır gibi dış ticaret açığı olan ülkeler değer kaybıyla mücadele ederken, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ekonomiler para birimlerini stabilize etmek adına altın rezervlerini devreye almak zorunda kaldı. Ayrıca, jeopolitik çatışmaların merkezinde yer alan Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi enerji üreticisi ülkeler, bu gerilimlerin etkisiyle tahvil piyasasında diğer emsallerinden daha yavaş bir toparlanma süreci yaşıyor.

İLGİLİ HABERLER