Yeni Konut Projelerinde Finansal Uçurum ve Erişim Engeli

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, TOKİ eliyle 64 ilde yaklaşık 20 bin konutun satışa sunulacağını açıkladı. Proje kapsamında başlangıç taksitleri 18 bin TL, konut bedelleri ise 2 milyon 100 bin TL seviyesinden başlıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından duyurulan yeni konut hamlesi, belirlenen ödeme koşullarıyla asgari ücretli yurttaşların mali kapasitesinin oldukça üzerinde bir tablo çiziyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, TOKİ eliyle 64 ilde yaklaşık 20 bin konutun satışa sunulacağını açıkladı. Proje kapsamında başlangıç taksitleri 18 bin TL, konut bedelleri ise 2 milyon 100 bin TL seviyesinden başlıyor. Ancak uzmanlar, hane geliri ile barınma maliyeti arasındaki dengesizliğin, sosyal konut iddiasıyla çeliştiğini öne sürüyor.

Ekonomik Standartlar ve Bütçe Gerçekliği

Uluslararası finans kuruluşlarının belirlediği genel kabul görmüş standartlara göre, barınma harcamalarının hane gelirinin yüzde 30’unu geçmemesi gerektiği belirtiliyor. Bu veriler baz alındığında, 18 bin TL’lik en düşük taksiti ödeyebilecek bir hanenin aylık gelirinin en az 60 bin TL olması gerektiği hesaplanıyor. Ankara ve Hatay gibi bölgelerde bu rakamların daha da yukarı tırmanması, asgari ücretli bir çalışanın bu projeden yararlanma ihtimalini matematiksel olarak zayıflatıyor.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de çalışanların yıllık ortalama geliri aylık bazda 31 bin 587 TL civarında seyrediyor. Net asgari ücretin 28 bin 75 TL olduğu bir ekonomik düzende, 18 bin TL’lik taksit yükünün, bir çalışanın zorunlu yaşam masrafları ile açlık ve yoksulluk sınırlarını karşılamasını neredeyse imkansız kıldığı ifade ediliyor.

Taksit Artışları ve Gelecek Riskleri

TOKİ mevzuatı uyarınca taksit ödemelerinin memur maaş zammına endeksli olarak yılda iki kez güncellenmesi, borçlanma maliyetlerini öngörülemez kılıyor. 2026 yılındaki mevcut artış oranı baz alındığında, başlangıç taksitlerinin birkaç yıl içinde iki katına çıkma riski bulunuyor. Gelir artış hızının bu orana yetişememesi durumunda, projenin orta vadede hane halkı bütçesi üzerinde ciddi bir baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.

İstanbul’da planlanan 15 bin kiralık konut projesi ise 3 yıllık oturma süresi sınırlamasıyla dikkat çekiyor. Sektör temsilcileri, piyasadaki kira ortalamalarının çok üzerinde olan bu arzın, genel kira fiyatlarını dengelemekten uzak olduğunu ve kiralama süresi sonunda yurttaşların yeniden serbest piyasa koşullarına uyum sağlamak zorunda kalacağını belirtiyor.

Ev sahipliği oranının son yıllarda yüzde 56,1 seviyesine kadar gerilediği Türkiye’de, açıklanan bu yeni konut modelinin mülkiyet edinme sorununa ne kadar çözüm üreteceği kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

İLGİLİ HABERLER