Yeşil alanları bekleyen gizli tehlike: Bol yağış bu kez yangın riskini artırabilir

Çankırı Karatekin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Okan Ürker, 2026 yaz ayları öncesinde orman yangınlarına karşı stratejik bir uyarıda bulundu. Kış aylarının yağışlı geçmesinin kamuoyunda rehavete yol açmaması gerektiğini belirten Ürker, bu yağışların orman tabanındaki ve kırsal alanlardaki ot ile çalı formundaki bitki örtüsünü gürleştirdiğini hatırlattı.

Uzmanlar, mevsim normallerinin üzerinde seyreden yağışların ardından gelen sıcak yaz ayları için uyarıyor; doğadaki kontrolsüz bitki büyümesi, yangınlar için devasa bir yakıt deposuna dönüşüyor.

Çankırı Karatekin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Okan Ürker, 2026 yaz ayları öncesinde orman yangınlarına karşı stratejik bir uyarıda bulundu. Kış aylarının yağışlı geçmesinin kamuoyunda rehavete yol açmaması gerektiğini belirten Ürker, bu yağışların orman tabanındaki ve kırsal alanlardaki ot ile çalı formundaki bitki örtüsünü gürleştirdiğini hatırlattı. Söz konusu bitki örtüsünün kuruyarak ciddi bir "yakıt yükü" oluşturduğuna dikkat çeken uzman, yaz sıcaklarıyla birlikte bu durumun yangınların çok daha hızlı yayılmasına zemin hazırlayabileceğini belirtti.

El Niño etkisiyle riskler artıyor

Küresel iklim verileri, önümüzdeki süreçte El Niño iklim olayının etkili olma ihtimalini yüzde 82 seviyesine taşıyor. Türkiye için doğrudan bir etkiden ziyade bölgesel sıcaklıkları artıran ve kuraklık periyodunu uzatan bu doğa olayı, Ege ve Akdeniz kuşağındaki yangın riskini daha da yukarı çekiyor. Sıcaklık anomalilerinin insan kaynaklı tutuşmalarla birleşmesi durumunda, yangınlarla mücadelenin her zamankinden daha zorlu geçeceği tahmin ediliyor.

Yangına dirençli peyzaj için yakıt yönetimi

Doç. Dr. Okan Ürker, yangınla mücadelenin sadece uçak ve helikopter sayısıyla yapılamayacağını, asıl çözümün "yanıcı madde yönetimi" olduğunu savunuyor. Yangının başlamasına neden olan ısı ve oksijeni engellemenin imkansızlığına değinen Ürker, yönetilebilir tek unsurun orman zeminindeki kuru dallar, yapraklar ve çalılıklar gibi yanıcı maddeler olduğunu ifade ediyor.

Bu bağlamda yerleşim yerlerinin çevresindeki otların temizlenmesi ve yangına dirençli peyzaj düzenlemeleri yapılması büyük önem taşıyor. Sadece orman içlerini değil, yol kenarlarını, boş parselleri ve enerji nakil hatlarının çevrelerini de kapsayan bu geniş ölçekli temizlik çalışmaları, yangınların yerleşim alanlarına sıçramasını önleyecek en önemli savunma hattı olarak görülüyor.

Yerel yönetimler ve vatandaşlara düşen kritik görevler

Hazırlık sürecinin mahalle ve belediye düzeyinde başlaması gerektiğini vurgulayan Ürker, riskli sezon öncesinde kurumların sadece söndürme ekipmanına odaklanmaması gerektiğini belirtiyor. Belediyelerin tahliye yollarını açık tutması ve su ikmal noktalarını belirlemesi, vatandaşların ise evlerinin yakınındaki kolay tutuşan materyalleri temizlemesi hayati önem taşıyor. Özellikle en sıcak ve rüzgârlı saatlerde yapılan anız yakma veya kaynak yapma gibi faaliyetlerin, bu yüksek riskli dönemde kesinlikle kaçınılması gereken tehlikeli eylemler olduğu uyarısı yapılıyor.

İLGİLİ HABERLER