Artı Gerçek- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen iftar programında konuştu.
Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
'KİM KADINA VE ÇOCUĞA ŞİDDET UYGULUYORSA İNSANLIKTAN NASİBİNİ ALMAMIŞTIR'
"Karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellemelere rağmen üretimde, çalışmada canlarını dişe katarak eşsiz katkılar yapmıştır. Kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır. Omuz omuza, kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz. Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa, bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, daha kötüsü zulmediyorsa, insanlıktan nasibini almamış demektir. Kadını ve erkeği cinsiyetçi paranteze hapsedenler, aslında her ikisinin de önce insan olduğu gerçeğini perdeliyor demektir.
'28 ŞUBAT'IN VESAYETÇİ ZİHNİYETİNİN KAMUDA KADINLARA KAPATTIĞI TÜM KAPILARI ARDINA KADAR BİZ AÇTIK'
Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7'ye çıkardık. Aynı dönemde kadın istihdam oranı yüzde 25,3'ten yüzde 31,7'ye çıktı. Bir diğer başarımız siyasi temsildir. 2002'de parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu; son seçimlerde bu sayı 119'a çıktı. Kadınların Meclis'te temsil oranı ise 5 kat artışla yüzde 19,83'e ulaştı. Aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da görüyoruz. 28 Şubat'ın vesayetçi zihniyetinin kamuda kadınlara kapattığı tüm kapıları ardına kadar biz açtık. Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokrasinin tüm katmanlarında çalışabilmelerini sağladık. Bu sonucun bir göstergesi olarak kadın kamu çalışanlarının oranı, sadece son 12 yılda yüzde 34,2'den yüzde 43,38'e yükseldi.
'KADINA-ÇOCUĞA ŞİDDETE SIFIR TOLERANS'
Bir diğer kanayan yaramız kadına ve çocuğa yönelik şiddet. Bu konuda her zaman "sıfır tolerans" yaklaşımıyla hareket ettik. 2005’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği aştık. 2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u yürürlüğe koyduk, nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma mecburiyeti getirdik. 2014’te Ceza Kanunumuzda yaptığımız düzenlemeyle cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık. 2020’de 6284 sayılı kanun kapsamında ihtisas mahkemelerini kurduk. 2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle bu konudaki hassasiyetimizi teyit ve tescil ettik.
'KADINA ŞİDDET İNSANLIĞA İHANETTİR'
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 kadın konuk evimiz 81 ilimizde şu anda hizmet veriyor. Sayısını 434’e çıkardığımız sosyal hizmet merkezleri, şiddetle mücadele irtibat noktalarıyla koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. Alo 183 hattıyla, Kadın Destek Uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz. Daha burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak nice idari ve hukuki düzenlemeyi, reformu, tedbiri, müeyyideyi hayata geçirdik. Bizim kadına ve çocuğa karşı şiddet hususunda duruşumuz bellidir: Ne adı ne olursa olsun, kadına şiddet insanlığa ihanettir.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ELEŞTİRİLERİNE YANIT
Türkiye, şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydetmiştir. Hatta hiçbir temeli olmayan "sözleşme yaşatır" sloganıyla hükümetimizi eleştirenlerin bize örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz. Bunun için biz "sözleşme değil, kanun yaşatır" diyor ve mevzuatı ihtiyaçlara göre geliştiriyoruz. Nerede bir aksama, aksaklık varsa gideriyor; kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kökünü kurutmak için ne gerekiyorsa hiç tereddüt etmeden yapıyoruz. Tek bir kadın veya çocuk şiddet kurbanı olmayana kadar bu mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz. Son olarak biliyorsunuz, geçen hafta Meclisimize bir kanun teklifi ilettik. Buna göre kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz. Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık iznini de kamuda olduğu gibi 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz. Bayramdan sonra yasalaşmasını ümit ettiğimiz teklifin şimdiden tüm anne-babalara hayırlı olmasını diliyorum. (POLİTİKA SERVİSİ)