Fatih Sultan Mehmet, 3 Mayıs 1481’de, yeni bir sefer hazırlığı içindeyken Gebze yakınlarındaki Hünkârçayırı’nda hayatını kaybetti. Ölümü ani sayılabilecek bir şekilde gelişti ve bu ani gelişim, tarih boyunca “doğal ölüm mü, yoksa zehirlenme mi?” tartışmalarını doğurdu.
Fatih Sultan Mehmet’in Ölüm Süreci
Fatih’in ölüm süreciyle ilgili önemli bilgiler, Osmanlı kronikleri, yabancı elçi raporları ve saray kayıtlarından gelir.
1481 baharında Fatih gizli tutulan bir sefere çıkmaya karar verdi. Seferin nereye olduğu kesin bilinmese de İtalya, Rodos veya Mısır ihtimalleri üzerinde durulur. Yola çıkmadan önce ve sefer sırasında Fatih’in şiddetli karın ağrısı, ödem, yorgunluk gibi şikâyetlerinin arttığı çeşitli kaynaklarda yer alır. Orduyla yola çıkan Fatih, Gebze yakınlarındaki Hünkârçayırı’nda konaklarken rahatsızlığı ağırlaşır. 3 Mayıs 1481'de Padişah burada vefat eder. Yanında sınırlı sayıda devlet adamı ve hekim bulunur.
Bazı tarihçilere göre ilerlemiş kronik bir hastalığın son evresine işaret ederken, bazıları ise planlı bir zehirlemenin sonucu olduğu düşünüyor.
Fatih’in Ölüm Sebebi ve Zehirlenme İddiaları
Fatih Sultan Mehmet’in ölüm sebebiyle ilgili başlıca iki ana görüş vardır:
Doğal nedenlerle öldüğü görüşü, zehirlenerek öldürüldüğü görüşü
Doğal Nedenlerle Ölüm Görüşü
Bu görüşü savunan tarihçiler, mevcut kaynaklara ve tıbbi bulgulara dayanarak şu noktalara dikkat çeker:
Yaş ve kronik hastalıklar: Fatih, vefat ettiğinde yaklaşık 49 yaşındaydı. Uzun yıllar süren seferler, yoğun stres ve ağır yaşam koşulları, kronik hastalık riskini artırmıştı. Belirtiler:
Dönem kaynaklarında: şiddetli karın ağrısı, bedende şişlik, nefes darlığı, yorgunluk gibi şikâyetlerden bahsedilir. Modern tıp açısından bunlar kalp-damar hastalıkları veya böbrek yetmezliği gibi kronik tablolarla uyumlu kabul edilir.
Uzun süren rahatsızlık: Bazı kayıtlar, Fatih’in ölümünden aylar, hatta yıllar önce de zaman zaman benzer rahatsızlıklar yaşadığını ima eder. Bu da ani bir zehirlenmeden çok süreğen bir hastalık sürecini akla getirir.
Zehirlenme İddiası
Zehirlenme tezi, hem Osmanlı hem de yabancı kaynaklarda yer alan bazı işaretlerden güç aldığı iddia edilir.
Padişahın rahatsızlığının sefer sırasında birdenbire çok ağırlaştığı aktarılır. Bu durum, bazı tarihçilere göre hızlı etkili bir zehrin kullanılmış olabileceğini düşündürür.
Saray içi muhalefet: Fetih politikaları, vergi düzenlemeleri ve sert yönetim anlayışı sebebiyle Fatih’in hem ulema hem de bazı devlet adamları arasında ciddi muhalifleri vardı. Tahtın geleceği üzerinden de çıkar çatışmaları yaşanıyordu.
Hekimlerin rolü: Döneme ait bazı rivayetlerde, padişaha verilen ilacın dozunun yüksek tutulduğu, bunun da “zehir benzeri etki” yaptığı iddia edilir. Özellikle Cârullah Paşa ve Yakub Paşa gibi hekimler etrafında dolaşan söylentiler bu tartışmayı besler.
Diplomatik çıkarlar: Fetih hareketlerinin Avrupa’daki büyük güçleri rahatsız ettiği bilinir. Bu nedenle, bazı komplo teorileri, Venedik veya diğer Batılı güçlerin bir suikast organizasyonuna destek vermiş olabileceğini öne sürer. Ancak bunlar daha çok spekülasyon düzeyindedir. Modern toksikoloji veya otopsi imkânlarıyla doğrulanmış net bir kanıt bulunmadığı için, zehirlenme ihtimali kesin olarak ispatlanmış değildir.
Fatih’in Ölümünün Osmanlı Tarihindeki Yeri ve Etkileri
Fatih’in ölümüyle birlikte oğulları II. Bayezid ve Cem Sultan arasında ciddi bir taht kavgası başladı. Bu mücadele, Osmanlı’nın iç siyasetini yıllarca meşgul etti. İstanbul’un fethinden sonra Avrupa içlerine yönelik yayılmacı politika, Fatih’in ölümüyle ivme kaybetti. Yerine geçen II. Bayezid, babasına göre daha ihtiyatlı ve dengeli bir politika izledi.