Şiddet döngüsü bilinçaltı ile bağlantılı mı?

Eğitmen Mümine Helin Arısan, Türkinform Haber İnternet Sitesi'nde bilinçaltı ile şiddet arasındaki bağlantıyı ele aldı. Arısan, bu ilişkilerin toplumsal ve bireysel etkilerini vurgulayarak, bilinçaltının şiddet davranışlarına etkisini derinlemesine açıkladı.

Arısan: Kadına Yönelik Şiddetin Toplumsal Boyutu

Arısan, şiddet döngüsünün beslendiği kaynaklar hakkında şöyle konuştu: "Kadına yönelik şiddet konusu, yalnızca bireysel olaylarla açıklanamayacak kadar çok katmanlı bir toplumsal sorun olarak değerlendiriliyor.

Şiddetin Kökeni: Öğrenilmiş Davranış ve Aile Ortamı

Uzmanlara göre bu şiddet biçimi çoğu zaman anlık bir öfke patlamasından değil, çocukluk döneminden itibaren öğrenilen davranış kalıpları, aile içi ilişkiler, toplumsal cinsiyet algısı ve psikolojik faktörlerin birleşiminden besleniyor." ŞİDDETİN KÖKENİ: ÖĞRENİLMİŞ DAVRANIŞ VE AİLE ORTAMI Arısan, uzman değerlendirmesine değinerek: "Psikoloji ve sosyoloji alanında çalışan uzmanlar, şiddet eğiliminin erken yaşlarda şekillenmeye başladığını vurguluyor. Özellikle 0-6 yaş aralığının kişilik gelişimi açısından kritik bir dönem olduğu, bu süreçte çocuğun çevresinde gördüğü ilişki modellerinin ileriki yaşamında belirleyici olabildiği ifade ediliyor.

Toplumsal Cinsiyet Algısı ve Güç İlişkileri

Aile içinde şiddete tanık olan ya da doğrudan şiddete maruz kalan çocukların, bu davranışı “normal” bir iletişim biçimi olarak kodlama riskinin arttığı belirtiliyor" dedi.

Psikolojik Faktörler: Özsaygı, Öfke Kontrolü ve Reddedilme

Arısan, şunları anlattı: "Bazı uzman görüşlerinde, erkek çocukların toplumsal süreç içinde güç, üstünlük ve kontrol kavramlarını yanlış biçimde içselleştirebildiği, buna karşılık reddedilme ya da otorite kaybı gibi durumlara daha kırılgan tepkiler verebildiği ifade ediliyor.

Şiddetin Toplumsal Boyutu

Bu noktada şiddetin, çoğu zaman bir “kontrol kurma” ya da “yetersizlik duygusunu bastırma” aracı olarak ortaya çıkabildiği dile getiriliyor." PSİKOLOJİK FAKTÖRLER: ÖZSAYGI, ÖFKE KONTROLÜ VE REDDEDİLME Arısan, etkenlerden söz ederek: "Psikolojik değerlendirmelerde öne çıkan bir diğer unsur bireyin kendilik algısı.

Öğrenilmiş Şiddet Döngüsü

Düşük özsaygı, değersizlik hissi ve duygusal regülasyon sorunları yaşayan kişilerde öfke kontrolünün zorlaştığı, bunun da bazı durumlarda şiddet davranışına dönüşebildiği aktarılıyor. Özellikle reddedilme korkusu ve tehdit algısı bu süreci tetikleyebiliyor." ŞİDDETİN TOPLUMSAL BOYUTU Arısan: "Uzmanlar, şiddetin yalnızca bireysel psikolojiyle değil, toplumsal yapı ile de ilişkili olduğuna dikkat çekiyor.

Sonuç: Çok Boyutlu Bir Mücadele Gerekliliği

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadının konumuna dair yerleşik önyargılar ve “erkeklik” algısına yüklenen yanlış anlamların şiddeti besleyen kültürel bir zemin oluşturabildiği ifade ediliyor.

Bu nedenle çözümün sadece birey odaklı değil toplumsal dönüşümle birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor" diye konuştu. ÖĞRENİLMİŞ ŞİDDET DÖNGÜSÜ Arısan, aile etkenine değinerek şöyle devam etti: "Şiddetin görüldüğü ailelerde büyüyen çocukların, problem çözme yöntemi olarak çatışmayı ve baskıyı daha kolay benimseyebildiği belirtiliyor.

Öğrenilmiş Şiddet Döngüsü

Bu döngünün kırılması için erken yaşta sağlıklı iletişim modellerinin öğretilmesi ve duygusal farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması gerektiği ifade ediliyor." SONUÇ: ÇOK BOYUTLU BİR MÜCADELE GEREKLİLİĞİ Arısan, uzman örnekleri vererek: "Uzmanlara göre kadına yönelik şiddet, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık bir olgu.

Biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birlikte ele alınması gerekiyor.

Kalıcı çözüm için eğitim, toplumsal farkındalık ve destek mekanizmalarının birlikte güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor" şeklinde konuştu.

İLGİLİ HABERLER