Küresel finans dünyasında hızlı bir yükseliş sergileyen Jeffrey Epstein’in kurduğu sistem, sıradan bir suç şebekesinin çok ötesine geçti.
New York’taki matematik öğretmenliğinden, Victoria’s Secret gibi dev markaların yönetimindeki isimlerin sağ kolu olmaya uzanan süreçte Epstein, devasa bir servet biriktirdi.
Elde ettiği bu ekonomik güç; özel adalar, jetler ve malikanelerden oluşan kapalı bir dünya kurmasına imkan tanıdı.
Bu mekanlarda kurulan fuhuş ağı, dünya siyasetine ve ekonomisine yön veren aktörleri bir araya getiren tehlikeli bir platforma dönüştü.Olayın perde arkasındaki en kritik iddia, bu yapının bir istihbarat operasyonu olarak kurgulanmış olmasıdır. Özellikle MOSSAD ile olan bağlantıları ve eski ajanların beyanları, Epstein’in adasının aslında bir “kayıt merkezi” olarak kullanıldığını gösteriyor.
Bill Clinton ve Donald Trump gibi siyasi figürlerin yanı sıra Prens Andrew gibi kraliyet üyelerinin isimlerinin geçtiği dosyalarda, gizli kamera kayıtlarıyla devlet adamlarına şantaj yapıldığı öne sürülüyor.
Bu durum, kişisel suçların ötesinde, uluslararası siyaseti dizayn etme çabasını gözler önüne seriyor.2019 yılında New York'taki yüksek güvenlikli hücresinde ölü bulunan Epstein’in arkasındaki sis perdesi hala dağılmış değil.
Gardiyanların uyuması, güvenlik kameralarının arızalanması ve otopsi sonuçlarındaki çelişkiler, olayın bir "susturma operasyonu" olma ihtimalini güçlendiriyor.
Mağdurların hukuk mücadelesi devam ederken, 950 sayfalık yeni belgelerin açıklanmasıyla birlikte, Batı dünyasındaki ahlaki ve hukuki çürümenin boyutları her geçen gün daha net bir şekilde gün yüzüne çıkıyor.