Küresel finans piyasalarında Japonya Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen döviz müdahalesi, carry trade stratejilerini durdurmak yerine yeni bir ivme kazandırdı. Yatırımcılar, Japonya'daki düşük faiz ortamından yararlanarak yen borçlanıp, yüksek getiri potansiyeli sunan gelişmekte olan piyasalara sermaye aktarmayı sürdürüyor. Bu süreçte Türk lirası, sunduğu yüksek faiz getirisi ve görece istikrarlı kur yapısıyla küresel fonların en çok tercih ettiği varlıklar arasında başı çekiyor.
Yen üzerindeki baskı neden sürüyor
Japonya ve ABD'nin Temmuz ayında ortaklaşa yürüttüğü müdahale operasyonu, yenin dolar karşısında 155 seviyelerine kadar değer kazanmasını sağlamıştı. Ancak bu kazanımlar kalıcı olamadı ve dolar/yen paritesi kısa sürede yeniden 160 sınırına yaklaştı.
Financial Times'ın analizlerine göre, carry trade talebinin yoğunluğu yen üzerindeki satış baskısını canlı tutuyor. Yatırımcılar, müdahale ile oluşan geçici değer artışlarını, daha yüksek seviyelerden pozisyon açmak veya mevcut pozisyonları yenilemek için bir fırsat olarak görüyor.
Alpha Binwani Capital kurucusu Ashwin Binwani, dolar/yen paritesindeki 157 seviyesinin yeni satış fırsatları yarattığını vurgularken, hedge fonlarının yen üzerindeki düşüş yönlü pozisyonlarının 4 Ağustos itibarıyla yarı yarıya azaldığı gözlemleniyor.
Türkiye piyasalarında getiri performansı
Türkiye, carry trade stratejisi uygulayan yatırımcılar için cazip bir merkez olmaya devam ediyor. Bloomberg verileri, Türk lirası, Kolombiya pesosu ve Norveç kronu gibi para birimlerinde yen karşısında açılan pozisyonların 2026 yılında yüzde 10'un üzerinde getiri sağladığını ortaya koyuyor.
TCMB verilerine göre Temmuz ayı ortasında TL mevduat faizleri yüzde 46,7 seviyesinde seyrederken, TLREF oranı da yüzde 40 civarında gerçekleşti. Japonya'daki politika faizinin yüzde 1 gibi oldukça düşük bir seviyede kalması, finansman maliyetlerini baskılayarak carry trade işlemlerinin kârlılığını destekliyor.
State Street Bank ve Private Bank gibi kurumlar, gerçek para hesaplarının sterlin, euro ve ABD doları karşısında yen satarak bu stratejiyi sürdürdüğünü belirtiyor.
Müdahale ve piyasa beklentileri
Japonya'nın 31 Temmuz'da gerçekleştirdiği müdahalenin büyüklüğü, Reuters verilerine göre yaklaşık 58,97 milyar dolar seviyesinde tahmin ediliyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Japonya'nın para birimini istikrara kavuşturma çabalarına destek verdiklerini ifade etse de, piyasa uzmanları yalnızca döviz müdahalesinin yeterli olmayacağı görüşünde birleşiyor.
Japonya Merkez Bankası'nın faiz artırımına gitmesi, yen üzerindeki baskının hafifletilmesi için en kritik adım olarak değerlendiriliyor. Eylül ayında bir faiz artışı ihtimalinin güçlenmesi, yatırımcıların carry trade pozisyonlarını gözden geçirmesine neden olabilir.
Carry trade, düşük faizli bir para biriminden borçlanıp yüksek faizli bir varlığa yatırım yapma mantığına dayanıyor; ancak kurdaki sert değişimler bu stratejiyi ciddi bir risk alanına dönüştürebiliyor.
Gelecek dönemdeki risk faktörleri
Türkiye açısından bu tablo, hem fırsatları hem de potansiyel riskleri beraberinde getiriyor. Yüksek faiz ortamı yabancı sermaye girişini desteklese de, küresel risk iştahının azalması veya Japonya Merkez Bankası'nın beklenenden daha hızlı faiz artırması, carry trade pozisyonlarının hızla kapatılmasına yol açabilir.
Bu durum, TL üzerinde ani bir satış baskısı oluşturma riski taşıyor. Dolar/yen paritesinin 162 seviyesini tekrar görme ihtimali, JPMorgan Private Bank analistlerine göre ABD tahvil faizlerinin düşmemesi durumunda oldukça yüksek.
Şimdi gözler, Japonya Merkez Bankası'nın atacağı adımlara ve küresel piyasalardaki faiz beklentilerinin nasıl şekilleneceğine çevrilmiş durumda.