ABD ordusu F-35 uçaklarının operasyonel kapasitesini 2030 yılına kadar yüzde 80 seviyesine taşımayı planlıyor ancak hızla genişleyen filonun bakım ihtiyaçları mevcut altyapıyı zorluyor.
ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi’nde kritik bir değerlendirmede bulunan F-35 Ortak Program Ofisi Yöneticisi Korgeneral Gregory L. Masiello, F-35 savaş uçaklarının küresel askeri stratejideki belirleyici rolüne vurgu yaptı. Masiello, söz konusu hava platformlarının ABD ve müttefik ülkelerin savunma mimarisindeki en temel bileşenlerden biri olduğunu belirtti. Şu an dünya genelinde 42 üs ve 23 uçak gemisi üzerinde aktif görev yapan 1300’ü aşkın uçağın, operasyonel sürekliliğinin korunması ise temel öncelik olarak tanımlandı.
Lojistik altyapı kapasiteyi aştı
Masiello'nun aktardığına göre, mevcut bakım ve destek sistemi başlangıçta sadece 800 uçaklık bir kapasiteye göre tasarlanmıştı. Bugün gelinen noktada ise filo büyüklüğü planlanan rakamların çok üzerine çıktı. Bu durum, uçakların ihtiyaç duyduğu teknik destek ile lojistik imkanlar arasında ciddi bir uyumsuzluk doğurdu. Özellikle Avrupa genelinde önümüzdeki süreçte 800 civarında F-35’in görev yapacağı öngörülürken, bu hızlı genişlemenin bakım süreçlerini daha da karmaşık hale getirdiği ifade edildi.
Operasyonel verimlilik ve denetim raporları
Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi tarafından daha önce kamuoyuna yansıyan raporlarda, ABD envanterindeki F-35 uçaklarının yalnızca yüzde 25'inin tam görev kapasitesine sahip olduğu öne sürülmüştü. Bu tabloyu değiştirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Korgeneral Masiello, 2030 yılına kadar uçakların yüzde 80'inin her an göreve hazır olması için gerekli dönüşüm sürecini başlattıklarını duyurdu. Masiello, bu hedefe ulaşmanın sadece maliyet yönetimi değil, aynı zamanda operasyonel tempoyu koruyacak güvenilir bir sistem inşasından geçtiğini belirtti.
Söz konusu uçakların yakın dönemde farklı operasyonlarda sahne aldığını anımsatan yetkili, F-35’lerin düşman savunma sistemlerini aşma ve yüksek görünürlük kapasitesiyle stratejik avantaj sağladığını savundu. Programın müttefik ülkeler nezdinde genişlemesi, lojistik ağın yeniden yapılandırılmasını ve küresel ölçekte daha koordineli bir bakım stratejisini zorunlu kılıyor.