İsviçre'de bir araya gelen ABD ve İran heyetleri arasında diplomatik gerginlik yaşanırken, Başkan Trump Tahran yönetimini Hürmüz Boğazı ve Hizbullah üzerinden sert dille uyardı.
İsviçre'nin ev sahipliğinde gerçekleşen çok taraflı mutabakat görüşmeleri, taraflar arasındaki keskin görüş ayrılıkları gölgesinde başladı. Görüşmeler öncesinde diplomatik bir kriz yaşandığı ve İran heyetinin ABD temsilcileriyle ortak fotoğraf çekimi ile canlı yayın protokolünü reddettiği belirtildi. Müzakere sürecine yakın kaynaklar, İranlı yetkililerin bu talepleri geri çevirmesi üzerine görsel basına yönelik tüm planlamaların iptal edildiğini ifade etti.
Diplomatik protokol krizinin yanı sıra, taraflar arasındaki sert söylemler de dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a seslenerek söylemlerine dikkat etmesi çağrısında bulundu. Trump, Tahran’ın Lübnan’daki vekil güçlerinin faaliyetlerini durdurmaması halinde İran'a karşı çok daha sert askeri adımlar atabileceklerini öne sürdü. Bu bağlamda, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün ABD tarafından ele geçirilmesi ihtimalini de gündeme getirdi.
Zirvede yeni dönem arayışı
Toplantı sürecine dair değerlendirmelerde bulunan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise yönetimin bölgede yeni bir sayfa açma niyetinde olduğunu vurguladı. Vance, yürütülen müzakerelerin Orta Doğu’yu dönüştürme hedefi taşıdığını belirterek, sürecin ödün ve uzlaşma gerektirdiğine dikkat çekti. Görüşmelerde son saatlerde somut ilerlemeler kaydedildiğini belirten Vance, tarafları bir araya getirmenin dahi tarihsel bir önem taşıdığını savundu.
İran cephesinde ise mutabakatın geleceği doğrudan Lübnan'daki saha koşullarına bağlandı. İranlı yetkililer, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının sona ermesi ve toprak bütünlüğünün sağlanması şartını yineledi. Tahran, bu koşulların yerine getirilmemesi halinde dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve yaptırım muafiyetleri dahil hiçbir müzakere başlığında ilerleme kaydedilmeyeceğini, özellikle Hürmüz Boğazı konusundaki taahhütlerini askıya alabileceklerini kaydetti.
Saha ve diplomasi arasındaki makas
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'dan gelen açıklamalar ise mutabakatın geleceği konusunda belirsizliği artırdı. Katz, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinden çekilmeyeceğini ve askeri operasyonlar üzerinde herhangi bir kısıtlama bulunmadığını öne sürdü. Öte yandan, Haziran ayında imzalanan İslamabad Mutabakatı, savaşın tüm cephelerde sona erdirilmesini ve deniz ablukalarının kaldırılmasını temel alıyordu. Saha verileri ile diplomatik masadaki söylemler arasındaki bu uyumsuzluk, bölgedeki tansiyonun yüksek kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.