Haber Yazar Genel Küresel Diplomasi Arenasında Yeni Dönem ve Ankara

Küresel Diplomasi Arenasında Yeni Dönem ve Ankara

Uluslararası ilişkiler sahnesinde Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkelerin arabuluculuk kapasitesinin zayıfladığı bir konjonktürde, Türkiye ile birlikte Katar, Çin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler oyun kurucu bir pozisyona yerleşti.

Küresel Diplomasi Arenasında Yeni Dönem ve Ankara
Okunma Süresi: 2 dk

Dünyadaki çatışma çözümü süreçlerinde geleneksel aktörlerin ağırlığı azalırken Türkiye, bölgesel ve küresel krizlerde diplomatik inisiyatif alan kilit ülkelerden biri haline geldi.

Uluslararası ilişkiler sahnesinde Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkelerin arabuluculuk kapasitesinin zayıfladığı bir konjonktürde, Türkiye ile birlikte Katar, Çin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler oyun kurucu bir pozisyona yerleşti. The Economist tarafından yayımlanan güncel bir analiz, 2025 yılı verilerine dayanarak dünya üzerindeki 53 aktif barış sürecinin en az 20’sinde bu yeni aktörlerin doğrudan rol üstlendiğini ortaya koydu.

Diplomasi anlayışındaki bu değişim, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı, Etiyopya-Somali gerilimi ve Pakistan-Afganistan hattındaki tıkanıklıkların aşılması noktasında daha görünür hale geldi. Analizde, söz konusu ülkelerin izlediği yöntemin Batılı devletlerin klasik "insan hakları ve demokratik reform" odaklı yaklaşımından farklılaştığı; bunun yerine güvenlik, ticaret, ekonomik iş birliği ve bölgesel istikrarı temel alan pragmatik bir model benimsediği öne sürüldü.

Güçlenen Arabuluculuk Rolü

Ankara’nın bölgesel krizlerde artan aktif tutumunun altında; terörle mücadele, göç hareketlerinin yönetimi ve enerji arz güvenliği gibi doğrudan ulusal çıkarları etkileyen başlıkların yattığı belirtiliyor. Özellikle Suriye iç savaşı gibi süreçlerde Birleşmiş Milletler mekanizmalarının dışlandığı veya etkisiz kaldığı durumlarda Türkiye, İran ve Rusya gibi ülkelerle kurulan doğrudan müzakere süreçleri, diplomatik çözüm arayışlarında yeni bir yöntem olarak öne çıkıyor.

Kurumsal Etkide Geri Çekilme

Birleşmiş Milletler bünyesindeki barış gücü misyonlarının hacmi, 2016 yılından bu yana ciddi bir daralma gösterdi. Verilere göre 107 bin olan BM barış gücü personeli sayısı bugün yaklaşık 47 bin seviyesine gerilemiş durumda. Buna paralel olarak dünya genelinde kalıcı barış antlaşmalarıyla sonuçlanan müzakerelerin oranı da düşüş eğiliminde. 1989-2013 yılları arasında yaklaşık yüzde 4 olan kapsamlı barış antlaşması yapma oranı, son on yıllık dilimde yüzde 2 civarına geriledi. Mevcut tablonun, kalıcı çözümlerden ziyade geçici ateşkes ve pragmatik uzlaşı arayışlarının ön planda olduğu yeni bir diplomatik dönemi işaret ettiği kaydedildi.

Sonuç olarak, küresel barış inşası süreçlerinin karmaşıklaştığı bu dönemde, geleneksel kurumların etkisini yitirdiği bir boşluk alanı oluştuğu ve bu boşluğun daha çok bölgesel güçlerin ekonomik ve güvenlik odaklı inisiyatifleriyle doldurulmaya çalışıldığı değerlendiriliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız