Doruk Madencilik işçilerinin hak arayışında sergilediği kararlı duruş, sadece bir tazminat mücadelesi değil, aynı zamanda emek dünyasındaki yozlaşmış sendikal anlayışın maskesini düşüren bir dönüm noktası oldu.
Eskişehir’den Ankara’ya uzanan hak arayış yolculuğu, Türkiye’deki işçi sınıfının yaşadığı mağduriyetleri bir kez daha gözler önüne serdi. 2016 yılından bu yana el değiştiren ve son olarak Yıldızlar SSS Holding bünyesine geçen Doruk Madencilik’te çalışan işçiler, hiçbir sosyal haklarını alamadıkları, ücretsiz izne zorlandıkları ve işten çıkarıldıkları gerekçesiyle başlattıkları direnişte, devletin sert müdahalesiyle karşılaştı. Ancak bu süreç, işçilerin yanında duran gerçek sendikalar ile koltuk sevdalısı sarı sendikalar arasındaki uçurumu da netleştirdi.
Sarı sendikacılığa karşı bağımsız direniş
İşçiler Ankara sokaklarında açlık grevi yapıp darp edilirken, büyük sendikal yapıların sessizliği ve bürokratik ilişkileri tercih etmesi tepki topladı. Bağımsız Maden İş Sendikası ise tüm engellemelere rağmen işçinin sesi olmayı başardı. Sendikanın Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, yetkili sendika tartışmalarının direnişi kırmak için bir kılıf olarak kullanıldığını vurguladı.
Aksu, mevcut düzenin neden Bağımsız Maden İş’i hedef aldığını şu sözlerle özetledi: Holding merkezleri, 22 bin liralık emekli maaşıyla geçinen, dört kız çocuğu okutan ve yoksulluğuna rağmen işçinin önünde yürüyen bir lideri kabul edemiyor. Onlar, kravatlı, yüksek maaşlı ve işçiyi manipüle etmeye odaklı sarı sendikacı profilini tercih ediyorlar.
Emekçinin yeni rotası: Gerçek örgütlenme
Sarı sendikacılık, işçinin emeğinden toplanan aidatlarla zenginleşen, sendika binalarını siyasi kariyer basamağı olarak gören ve 1 Mayıs kürsülerinde şov yapmaktan öteye gidemeyen bir yapı olarak tanımlanıyor. Madencilerin mücadelesi, bu çürümüş yapının artık işçiler nezdinde karşılığının kalmadığını kanıtlıyor.
Bugün meydanları dolduran emekçiler için artık tek bir çıkış yolu var: İşçinin gerçek temsilcisi olan, onurlu ve bağımsız sendikalarda birleşmek. Ülkenin dört bir yanından yükselen adalet çığlığı, yağmacı düzenin yıkılacağının ve emeğin cumhuriyetinin kurulacağının en büyük habercisi. İşçi sınıfı, emperyalist ve kapitalist sömürüye karşı birleşerek, onursuzluğa ve rantçılığa karşı durmaya devam edecek.