https://www.antalyahakkinda.com/haber/27373107/sanliurfa-ismini-nereden-almaktadir
Güneydoğu Anadolu coğrafyasının en köklü yerleşim yerlerinden biri olan ve insanlık tarihinin seyrini değiştiren keşiflere ev sahipliği yapan Şanlıurfa ismiyle de derin bir tarihi mirası yansıtıyor. Tarih boyunca sayısız medeniyete kucak açan bu kadim şehir her gelen kültürün dilinde farklı bir yankı bulmuş olsa da bugünkü ismine ulaşana kadar oldukça hareketli bir etimolojik süreçten geçmiştir. Antik çağlardan günümüze kadar kentin isimlendirilmesi sadece bir kimlik belirleme çabası değil aynı zamanda bölgenin su kaynaklarına olan bağımlılığının ve stratejik savunma gücünün de bir göstergesi olmuştur. Şehrin isminin kökenlerine dair yapılan araştırmalar bizi Helenistik dönemden Süryani literatürüne kadar geniş bir yelpazeye götürüyor.
Selevkoslar Dönemi Ve Suyun Bereketiyle Şekillenen Edessa İsmi
Büyük İskender’in dünya tarihini değiştiren seferlerinin ardından bölgede kurulan Helenistik krallıklar Şanlıurfa’nın isimlendirilmesinde ilk büyük kırılma noktalarından birini oluşturmuştur. Selevkos İmparatorluğu döneminde kentin resmi ismi olarak kayıtlara geçen Edessa ifadesi bölgenin doğal yapısıyla doğrudan ilintilidir. Antik Yunan dilinde suyu bol veya suyun bol olduğu yer manasına gelen bu isim kentin o dönemdeki canlı su kaynaklarını nitelemektedir. Özellikle günümüzde Karakoyun deresi olarak bilinen ve antik ismi Daysan olan nehrin kentin tam ortasından akması ve çevresindeki gür pınarlar bu ismin verilmesindeki temel gerekçeyi oluşturmuştur. Dönemin yöneticileri kentin bu bereketli yapısını onurlandırmak adına onu bolluk ve ferahlık çağrışımı yapan bir isimle taçlandırmayı uygun görmüşlerdir.
Süryani Kültüründe Urhay Ve Yerel Kimliğin Korunması
Helenistik dönemde resmi yazışmalarda Edessa ismi yaygın olarak kullanılsa da bölgenin yerli halkı olan Süryaniler kendi dillerine ve geleneklerine bağlı kalmayı sürdürmüşlerdir. Süryani kaynaklarında kentin hiçbir zaman Edessa olarak anılmadığı aksine Urhay isminin ısrarla korunduğu görülmektedir. Bu ismin kökeni hakkında çeşitli teoriler bulunsa da bilim insanlarının büyük bir kısmı günümüzdeki Urfa kelimesinin doğrudan Urhay formundan türediği konusunda birleşmektedir. Yerel halkın günlük konuşma dilinde yaşattığı bu isim binlerce yıl boyunca farklı imparatorlukların boyunduruğu altında kalınmasına rağmen kültürel bir direnç sembolü olarak günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Süryanice kaynakların zenginliği bu ismin sadece bir yerleşim yerini değil aynı zamanda bir inanç merkezini de temsil ettiğini kanıtlamaktadır.
Antik Kaynaklarda Kale Ve Pınar Kavramlarının Etimolojik Bağlantısı
Şehrin isminin kökenine dair bir başka önemli görüş ise Batı dillerindeki antik karşılıklar üzerinden şekillenmektedir. Bazı tarihsel dökümanlarda Yunanca Osrhoene veya Latince Orrpei olarak geçen bu tabirlerin bölgenin fiziksel özelliklerine atıfta bulunduğu biliniyor. Bu kelimelerin anlam karşılıkları incelendiğinde karşımıza yine iki temel unsur çıkmaktadır. Bunlar savunma gücünü temsil eden kale ve yaşamın kaynağı olan pınar kavramlarıdır. Şanlıurfa Kalesi’nin kente hakim olan görkemli duruşu ve kentin her noktasından fışkıran sular isimlendirme süreçlerinde coğrafi karakterin ne kadar belirleyici olduğunu göstermektedir. Bu isimlendirmeler kentin sadece bir tarım merkezi olmadığını aynı zamanda İpek Yolu üzerinde korunması gereken çok kritik bir askeri nokta olduğunu da simgelemektedir.
Milli Mücadeleden Günümüze Şanlı Ünvanının Kazanılması
Kentin asıl isminin evrimi binlerce yıl öncesine dayansa da başına eklenen şanlı sıfatı yakın tarihin en onurlu sayfalarından birini temsil etmektedir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında işgal kuvvetlerine karşı gösterilen destansı direniş ve kentin kendi imkanlarıyla bağımsızlığını kazanması Urfa halkının kahramanlığını tüm dünyaya duyurmuştur. 1984 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen bir yasayla kentin isminin önüne şanlı ünvanı eklenerek tarihsel süreçteki bu onurlu duruş resmileştirilmiştir. Bugün Şanlıurfa dendiğinde akla sadece bereketli topraklar veya antik isimler değil aynı zamanda bağımsızlık aşkıyla yanıp tutuşan bir kentin sarsılmaz iradesi gelmektedir. Bu son dokunuş kentin binlerce yıllık isimlendirme serüvenini modern Türkiye’nin değerleriyle birleştirerek tamamlamıştır.