LGS sonuçlarının ardından sosyal medyaya yansıyan bir video, ebeveynlerin başarı beklentisi ile çocukların duygusal dünyası arasındaki derin çatışmayı yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, sınav başarısının bir "vitrin" olarak görülmesinin çocukların gelişimine zarar verdiği konusunda uyarıyor.
Sosyal medya platformlarında paylaşılan ve kısa sürede geniş yankı uyandıran bir ses kaydında, sınavda beş yanlış yapan çocuğuna yönelik sert ifadeler kullanan bir annenin tutumu kamuoyunda tartışma yarattı. Çocuğunu "rezil etmekle" suçlayan ve çevresel beklentileri ön planda tutan bu yaklaşım, sınav dönemlerinde ailelerin üzerindeki stresin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu durumun münferit bir olay olmadığını ve birçok ailenin benzer bir sınav baskısı altında olduğunu belirtiyor.
Ebeveynlerin Kendi Kimliklerini Çocuk Üzerinden Tanımlaması
Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Eryılmaz, söz konusu tepkiyi "kendi varlığını çocuğunun başarısı üzerine inşa eden ebeveyn modeli" olarak tanımlıyor. Toplumsal onay ihtiyacının bireysel değerin önüne geçmesi sonucu, çocukların birer bireyden ziyade aile statüsünü koruyan birer araç gibi görüldüğüne dikkat çeken Eryılmaz, bu durumun çocuklarda ağır bir değersizlik hissi yaratabileceğini vurguluyor.
Eryılmaz, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulunuyor: Sınav sonrası ilk adım olarak çocuğun ne hissettiğine odaklanılmalı. Aileler kendi kaygılarını çocukla paylaşırken, sınavın sadece bir deneyim olduğunu ve hayatın genel başarısını belirleyen tek unsur olmadığını vurgulamalı.
Çocuklar Yarım Kalan Hikayelerin Tamamlayıcısı Değildir
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nurten Sargın ise ebeveynlerin hayal kırıklıklarını çocuklarına yansıtmaması gerektiğini savunuyor. Çocukların ebeveynlerinin "vitrini" olmadığını belirten Sargın, her öğrencinin farklı yetenekleri ve ilgi alanları bulunduğuna dikkat çekiyor.
Sargın, akademik başarının her zaman çocukların ruh sağlığından daha önde tutulduğunu, ancak uzun vadede bir çocuğun akademik kariyerinden ziyade sağlıklı bir ruhsal yapıya sahip olmasının hayati önem taşıdığını ifade ediyor. Çocukları bir nesne gibi konumlandıran bu yaklaşımların, gelecekte değerlerini yitirmiş bireyler yetişmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Sınavı Bir Fırsata Dönüştürmek Mümkün mü
Prof. Dr. Eryılmaz, ailelerin sınav sonuçlarını nasıl yönetebileceğine dair çözüm önerilerini şu başlıklarla özetliyor:
Gerçekçi Yaklaşım: Milyonlarca adayın girdiği bir yarışta, başarıyı tek bir sınav sonucuna bağlamadan çocuğun çabasını takdir etmek.
Kıyaslama ve Bakış Açısı: Yaşanan durumu, sürecin başında oluşabilecek çok daha ağır psikolojik tablolarla kıyaslayarak sağlıklı bir perspektife oturtmak.
Tanıma Fırsatı: Sınav süreci ve sonuçları, ailenin çocuğunun stres altındaki tepkilerini gözlemleyerek onu daha yakından tanıması için bir fırsat olarak kullanılabilir.
Sonuç ne olursa olsun uzmanlar, ailelerin çocuklarını sınav sonuçları üzerinden değil, birer birey olarak desteklemeleri ve geleceğe odaklanmaları konusunda hemfikir. Sınavın bittiği ancak ebeveyn-çocuk ilişkisinin bir ömür devam edeceği gerçeği, ailelerin tutumlarını gözden geçirmeleri için en temel gerekçe olarak öne çıkıyor.