İsrail ile Somaliland yönetimi arasındaki ilişkiler, bölgeye askeri personel gönderildiği yönündeki iddialarla yeni bir boyut kazandı. İddialar, iki taraf arasındaki uzun süreli gizli temasların artık stratejik bir ortaklığa dönüştüğüne işaret ediyor.
İsrail ve Somaliland arasındaki diplomatik temaslar, Tel Aviv’in Hargeisa yönetimini bağımsız bir yapı olarak tanıyan ilk devlet olmasıyla farklı bir sürece girdi. Bu gelişmenin ardından, bölgedeki askeri hareketliliğe dair yeni iddialar gündeme geldi. Üst düzey bir Somalili yetkili, İsrail’in şubat ayı sonunda bölgeye yaklaşık 50 kişilik bir askeri birlik konuşlandırdığını öne sürdü. İddiaya göre, söz konusu birliğin yerel halk arasına karışabilmesi için özellikle Afrika kökenli İsrailli askerlerden seçildiği belirtildi.
Stratejik ortaklık ve güvenlik adımları
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Somaliland Başkanı Abdirahman Mohamed Abdullahi ile gerçekleştirdiği görüşmede, iki tarafın yıllardır istihbarat ve güvenlik alanında "radar altı" operasyonlar yürüttüğünü doğruladı. Katz, bu iş birliğini bölgesel istikrar ve halkların yararı için bir üst aşamaya taşıma niyetinde olduklarını vurguladı. Öte yandan, uluslararası basında yer alan analizlerde, Somaliland'in İsrail uçaklarına lojistik destek sağlayabilecek bir askeri saha tahsis ettiği ve Kızıldeniz'de olası bir deniz üssü için arayışların sürdüğü iddia ediliyor.
Resmi taraflardan farklı açıklamalar
Somaliland Savunma Bakanı Mohamed Yusuf Ali ise bölgede İsrail'e ait bir üs bulunmadığını belirterek, var olan ilişkinin polis güçlerine yönelik "eğitim desteği" düzeyinde kaldığını savundu. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise askeri birlik konuşlandırılmasına ilişkin haberleri "yalan haber" olarak niteleyerek iddiaları reddetti. Konuyla ilgili olarak İsrail tarafı, meselenin siyasi karar mekanizmalarının yetkisinde olduğunu ifade etmekle yetindi.
Bölgesel dengeler ve tepkiler
İsrail'in Somaliland'e büyükelçi ataması ve ardından gelen askeri hareketlilik iddiaları, bölge ülkeleri nezdinde geniş yankı buldu. Uzmanlar, İsrail'in Kızıldeniz hattındaki varlığını güçlendirme çabasının, Yemen'deki Husi tehdidi ve İran ile gerilen ilişkiler çerçevesinde okunması gerektiğini belirtiyor. Taraflar arasındaki iş birliğinin geleceği ve askeri varlığa dair iddiaların doğruluğu, bölgedeki diplomatik tansiyonun seyrini belirleyecek önemli unsurlar arasında yer alıyor.