Yeşilırmak’ın bereketli toprakları üzerine kurulu olan ve Anadolu’nun kadim kültür mozaiğinde çok özel bir yere sahip bulunan Tokat şehri, isminin nereden geldiği ve hangi topluluklar tarafından temellerinin atıldığı konusunda yüzyıllardır süregelen büyüleyici tartışmalara ev sahipliği yapıyor. Tarihçilerin ve dil bilimcilerin üzerinde uzun mesailer harcadığı bu konu, şehrin sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda medeniyetlerin kesişme noktası olduğunu kanıtlar nitelikte veriler sunuyor. Birçok farklı medeniyetin iz bıraktığı bu coğrafyada, isimlendirme süreci de tek bir kaynağa dayanmak yerine farklı kültürel katmanların birleşimiyle şekilleniyor. Yerel efsanelerden seyyahların notlarına, etimolojik çözümlemelerden askeri stratejilere kadar pek çok unsur, Tokat isminin kökenindeki sır perdesini aralamak için birer anahtar görevi görüyor.
Togayıt Türklerinin Şehrin Kuruluşundaki Tarihi Rolü Ve İsim Mirası
Şehrin kökenine dair en güçlü ve en yaygın kabul gören teorilerden biri, Orta Asya’dan Anadolu’ya geliş süreçlerinde bölgeye yerleşen Togayıt Türklerine dayanıyor. Tarihsel kayıtlar ve sözlü gelenekler, Tokat’ın aslında bu Türk boyu tarafından bir yerleşim merkezi haline getirildiğini ve şehrin isminin de bu topluluğun adından evrilerek günümüze ulaştığını savunuyor. Togayıt isminin zaman içerisinde halk ağzında yuvarlanarak, ses değişimlerine uğrayarak ve bölgedeki diğer dillerle etkileşime girerek "Tokat" formuna dönüştüğü düşünülüyor. Bu teori, şehrin Türk-İslam kimliğinin köklü geçmişini vurgularken, bölgedeki ilk yerleşim hamlelerinin göçebe Türk boylarının yerleşik hayata geçiş çabalarıyla nasıl bütünleştiğini de gözler önüne seriyor. Togayıt Türklerinin bölgeye getirdiği sosyal yapı ve kültürel doku, şehrin temel karakterini oluştururken, bu ismin günümüze kadar taşınması toplumsal belleğin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Kale Mimarisi Ve Surlu Şehir Anlamına Gelen Toh Kat Kavramı
Bir diğer dikkat çekici iddia ise şehrin fiziki yapısından yola çıkan etimolojik bir yaklaşıma dayanıyor. Eski dillerde ve bölgedeki yerel lehçelerde "surlu kent" veya "etrafı kapalı yerleşim" manasına gelen "Toh-kat" ifadesinin, zamanla şehrin genel adı haline geldiği ifade ediliyor. Tokat Kalesi’nin stratejik konumu ve sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiş olması, bu isimlendirmenin doğruluğunu destekleyen en büyük fiziksel kanıt olarak değerlendiriliyor. Antik çağlarda ve orta çağda savunmanın en önemli unsuru olan kale duvarları, şehrin kimliğini belirleyen ana faktör olduğu için insanların burayı "surlarla çevrili şehir" olarak anması oldukça doğal bir süreç olarak kabul ediliyor. Bu yaklaşım, Tokat’ın sadece askeri bir garnizon olmadığını, aynı zamanda güvenliğin ve korunmanın simgesi olan bir merkez olduğunu da vurguluyor. Toh-kat isminin sadeleşerek Tokat haline gelmesi, dilin yaşayan bir organizma olarak coğrafyayla nasıl bütünleştiğinin de en somut örneklerinden birini oluşturuyor.
Evliya Çelebi Notlarında Geçen Efsanevi Kahraman Dok Ad Hikayesi
Ünlü Türk seyyahı Evliya Çelebi, meşhur Seyahatname’sinde Tokat’a geniş bir yer ayırırken, şehrin isminin kökenine dair oldukça mistik ve efsanevi bir hikayeye yer veriyor. Çelebi’nin aktardığı bilgilere göre, Tokat Kalesi’ni Amalika kavminden gelen ve bölgede büyük bir nam salmış olan "Dok-Ad" isimli efsanevi bir kahraman inşa etmiştir. Seyyah, kalenin inşasından sonra bu bölgeye bu kahramanın isminin verildiğini ve zamanla "Dok-Ad" isminin "Tokat" olarak telaffuz edilmeye başlandığını yazar. Bu anlatı, şehrin kökenini tarih öncesi dönemlere ve devasa yapıları inşa edebilen kadim kavimlere dayandırarak şehre epik bir derinlik kazandırıyor. Evliya Çelebi’nin bu notları, o dönemdeki halk inanışlarını yansıtması bakımından büyük önem taşırken, Tokat’ın sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda devlerin ve kahramanların mirası olarak görüldüğünü de gösteriyor.
Coğrafi Konum Ve Ses Bilgisi Işığında İsmin Evrimsel Süreci
Tokat isminin oluşumunda sadece tarihi şahsiyetler veya topluluklar değil, aynı zamanda bölgenin coğrafi yapısının ses bilgisi üzerindeki etkileri de tartışılıyor. Vadilerin arasına sıkışmış, korunaklı ve bereketli bir havzada yer alan bu bölge, tarih boyunca farklı dilleri konuşan toplumların geçiş güzergahı olmuştur. Hititlerden Bizans’a, Selçuklulardan Osmanlılara kadar her medeniyet, kendi dil yapısına göre bu isme bir takım eklemeler veya çıkarmalar yapmıştır. "Dokat", "Tokat", "Tokat" gibi farklı yazım ve telaffuz biçimlerinin eski haritalarda ve belgelerde yer alması, ismin tek bir andan ziyade uzun bir sürecin ürünü olduğunu kanıtlıyor. Günümüzde Tokat ismi, tüm bu farklı teorilerin ve tarihsel süreçlerin ortak bir paydada buluştuğu, bölgenin gücünü ve sağlamlığını simgeleyen bir marka haline gelmiş durumdadır. Her bir teori, şehrin zengin geçmişine eklenen birer yaprak gibi Tokat’ın kimliğini daha da anlamlı kılmaktadır.