Haber Yazar Genel Trump yönetiminin İran stratejisi küresel dengeleri sarstı

Trump yönetiminin İran stratejisi küresel dengeleri sarstı

İran’a karşı kesin bir zafer beklentisiyle başlatılan süreç, gelinen noktada ABD’nin geleneksel müttefikleriyle olan bağlarını zayıflatırken, Orta Doğu’daki istikrarsızlığı derinleştirdi.

Trump yönetiminin İran stratejisi küresel dengeleri sarstı
Okunma Süresi: 2 dk

İngiliz basınına yansıyan kapsamlı bir analize göre, ABD'nin İran'a yönelik izlediği agresif politika, Washington’ın beklediği bölgesel hakimiyeti sağlamak yerine uzun vadeli stratejik bir kayba dönüştü.

İran’a karşı kesin bir zafer beklentisiyle başlatılan süreç, gelinen noktada ABD’nin geleneksel müttefikleriyle olan bağlarını zayıflatırken, Orta Doğu’daki istikrarsızlığı derinleştirdi. The Telegraph gazetesinde yer alan değerlendirmelerde, bu dış politika hamlesinin yalnızca bölgesel güç dengelerini değiştirmekle kalmadığı, aynı zamanda ABD’nin küresel liderlik kapasitesini de ciddi şekilde aşındırdığı ileri sürüldü. Sürecin, özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki güvenlik önceliklerini ikincil plana iterek Çin’in jeopolitik nüfuzunu genişletmesine alan açtığı öne sürülüyor.

Beyaz Saray'da yaşanan kırılma

Analizde, mevcut gerilimin 11 Şubat’ta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Beyaz Saray'da yaptığı sunumla tetiklendiği kaydediliyor. Netanyahu'nun İran rejiminin değişimi üzerine kurduğu stratejik öngörüsünün, Trump nezdinde karşılık bularak askeri planlama aşamasına geçtiği belirtiliyor. Ancak sahadaki operasyonların hedeflenen sonuçları vermemesi ve Hürmüz Boğazı merkezli ekonomik krizin derinleşmesi, Washington’ı zorunlu bir ateşkese mecbur bıraktı. Söz konusu mutabakat, ABD iç siyasetinde de yoğun bir başarısızlık tartışmasını beraberinde getirdi.

İttifaklarda artan güven erozyonu

Sürecin en dikkat çekici sonuçlarından biri, ABD ve müttefikleri arasındaki karşılıklı güvenin sarsılması oldu. Özellikle Avrupa başkentlerinin, Washington’ın operasyon kararlarında istişare mekanizmasını devre dışı bırakmasından rahatsızlık duyduğu belirtiliyor. NATO bünyesinden yükselen eleştirilerde, bu hamlenin İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan güvenlik mimarisine zarar verdiği savunuluyor. Bunun yanı sıra, Amerikan kamuoyunda İsrail'e yönelik toplumsal desteğin son yıllarda belirgin bir düşüşe geçtiği ve 50 yaş altı Cumhuriyetçi seçmenler arasında dahi "yabancılaşma" eğilimlerinin arttığı Pew Araştırma Merkezi verilerine dayandırılarak vurgulanıyor.

Yaşanan bu süreç, Trump ile Netanyahu arasındaki kişisel ilişkilerde de soğuk rüzgarlar estirdi. Operasyonların ardından İsrail’in bölgesel hamlelerini açıkça eleştiren Trump’ın, Tel Aviv yönetimini stratejik muhakemeden yoksun olmakla itham etmesi, iki ülke arasındaki siyasi koordinasyonun ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Analistler, bu tablonun artık geri döndürülemez bir jeopolitik gerçekliğe işaret ettiği görüşünde birleşiyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız