Türk yatırımcıların sınır ötesindeki varlıkları 69,2 milyar dolara ulaşırken, ödemeler dengesindeki net hata ve noksan kalemindeki çıkışlar ekonomi gündemindeki yerini koruyor.
Türkiye ekonomisinde son dönemde sermaye hareketlerinin seyri dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Ticaret Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları büyüme eğilimini sürdürüyor. 2025 yılı sonu itibarıyla Türk yatırımcıların yurt dışındaki sermaye pozisyonu 69,2 milyar dolar seviyesine yükseldi.
Sermaye hareketliliğinde öne çıkan bir diğer başlık ise ödemeler dengesi içindeki net hata ve noksan kalemi oldu. Analizlere göre, 2025 yılında bu kalemden yaklaşık 18 milyar dolarlık bir çıkış yaşanırken, 2026 yılının ilk aylarında da benzer bir eğilimin sürdüğü gözlendi. Uzmanlar, bu hareketliliğin kayıt dışı sermaye akımları, bireysel döviz transferleri veya istatistiksel farklılıklar gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabileceğini ifade ediyor.
Avrupa bölgesi Türk sermayesinin ana rotası olmaya devam ediyor. Toplam 2 bin 251 Türk yatırımının 846'sı Avrupa Birliği ülkelerinde yoğunlaşırken, bu yatırımların parasal değeri 36,7 milyar doları buluyor. Hollanda, sağladığı vergi avantajları ve gelişmiş holding yapısıyla Türk sermayesinin açık ara en çok tercih ettiği merkez konumunda. Hollanda'yı 4,8 milyar dolarlık yatırımla Jersey ve 3,9 milyar dolarla Birleşik Krallık takip ediyor.
Yurt dışındaki yatırımların sektörel dağılımında finans ve sigortacılık faaliyetleri yüzde 62'lik pay ile zirvede yer alıyor. Söz konusu yatırımların önemli bir kısmını holding şirketlerinin oluşturduğu belirtiliyor. Finans sektörünü madencilik, toptan ticaret ve ana metal sanayisi izliyor. Yatırımcıların yurt dışına yönelmesinde küresel pazarlara erişim arzusu kadar, yerel piyasalardaki kur oynaklığı ve enflasyonun da etkili olduğu değerlendiriliyor.
Küresel ölçekte finansal tercihler değişiyor
Uluslararası Ödemeler Bankası verileri, Türk yerleşiklerin yurt dışındaki banka mevduatlarının ve finansal varlıklarının arttığını gösteriyor. Uzmanlar, doğrudan yatırımların üretim kapasitesi artışından ziyade finansal yapılanmalar üzerinden yoğunlaşmasını, sermaye ihracı ile küreselleşme stratejileri arasındaki hassas dengede bir tartışma konusu olarak görüyor. Yatırımcıların varlıklarını çeşitlendirme ve küresel riskleri yönetme çabası, önümüzdeki dönemde de sermaye akımlarının yönünü belirlemeye devam edecek.