Orta Doğu eksenli jeopolitik kırılmaların ardından Türk piyasalarından çıkan küresel sermaye, iç siyasetteki belirsizlikleri gerekçe göstererek geri dönüşte isteksiz bir profil çiziyor.
Küresel ölçekte finansal piyasaları etkileyen Orta Doğu merkezli gerilimlerin ardından, Türkiye'den çıkış yapan yabancı sermayenin geri dönüşü yavaş seyrediyor. İspanya menşeli BBVA tarafından hazırlanan ekonomik görünüm raporuna göre, yatırımcılar yalnızca bölgedeki savaş riskini değil, Türkiye'nin iç siyasi gündeminde öne çıkan gelişmeleri de yatırım kararlarında kritik birer faktör olarak değerlendiriyor.
Sermaye hareketlerindeki bu temkinli tutum, son üç aylık verilerde net bir şekilde görülüyor. Şubat sonu itibarıyla yaklaşık 35 milyar dolar seviyesinde olan yabancıların carry trade yatırımları, Haziran ayı başında 23.2 milyar dolara kadar geriledi. Toplam carry trade hacmi ise 59 milyar dolardan 40 milyar dolar seviyelerine inerek piyasalardaki likidite daralmasını gözler önüne serdi.
Piyasalarda sermaye çekilmesi sürdü
BBVA analizinde, Mart ayında küresel risk algısıyla Türkiye'den ayrılan sermayenin, savaş sonrası süreçte satılan varlıkların yalnızca üçte birlik kısmını geri getirdiği belirtiliyor. Devlet tahvili ve hisse senedi piyasalarında da benzer bir seyir izleniyor. Devlet tahvillerindeki yabancı payı 21 milyar dolardan 13 milyar dolara düşerken, hisse senedi tarafında da 42 milyar dolardan 40 milyar dolara inen bir geri çekilme yaşandı. Merkez Bankası'nın Mart ayında rezerv dengesini korumak amacıyla gerçekleştirdiği hamleler ise bu süreçte sınırlı bir etki yarattı.
Ekonomik beklentilerde aşağı yönlü revizyon
Rapor, yabancı yatırımcıların Türkiye'nin yıl sonu ekonomik performansına yönelik temkinli beklentilerini de yansıtıyor. Analistler, düşük büyüme ve yüksek enflasyon sarmalının önümüzdeki dönemde de temel risk faktörleri arasında yer alacağını öngörüyor. BBVA, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yüzde 26'lık enflasyon tahmininin aksine, yıl sonunda bu oranın yüzde 30'a ulaşabileceği tahminini paylaşıyor.
Büyüme oranının yüzde 3 seviyelerine gerileyebileceği ve işsizlik oranlarında sınırlı artışların yaşanabileceği öngörülen raporda, yüksek faiz yükünün bütçe dengeleri üzerinde baskı yaratmaya devam edeceği vurgulanıyor. Bu veriler ışığında, TCMB'nin faiz indirimi konusunda manevra alanının daraldığı ve yatırımcıların bu durumu fiyatlamaya başladığı değerlendiriliyor.