Türkiye’nin 1997 yılında kendi imkanlarıyla geliştirdiği ilk yerli cep telefonu ASELSAN 1919, küresel oyunlar ve içerideki engellemeler yüzünden piyasadan çekilmek zorunda kaldı.
Türkiye’nin teknolojik bağımsızlık yolculuğunda en büyük kırılma noktalarından biri olarak kabul edilen ASELSAN 1919 projesi, aslında ülkenin dijital geleceğine yönelik vizyoner bir adımdı. Dönemin Milli Savunma Bakanlığı Muharebe ve Bilgi Sistemleri Eski Daire Başkanı İbrahim Büyükbaş, projenin sadece bir cihaz üretimi olmadığını, aynı zamanda bir duruşu temsil ettiğini belirtti. Büyükbaş, "1919 ismi rastgele seçilmemişti; bu bir bağımsızlık simgesiydi" diyerek projenin stratejik önemine dikkat çekti.
Stratejik hamleler nasıl boşa çıkarıldı?
Projenin hayata geçme aşamasında, Türkiye'nin kendi teknolojisini üretmesini istemeyen çok uluslu odakların hemen harekete geçtiği görüldü. Büyükbaş, o dönemde her askeri öğrenciye bu cihazı vererek yerli malı kullanımını bir kültür haline getirmeyi amaçlayan bir plan yaptıklarını ancak bu fikrin sahada karşılık bulmasının engellendiğini ifade etti. Yerli üretimin yaygınlaşması yerine, yabancı menşeli markaların pazara hakim olması için çeşitli manevralar yapıldı.
Karanlık ellerin rolü ve dijital istiklal hedefi
İbrahim Büyükbaş, projenin başarısızlığa uğratılmasında Osman Kavala isminin dağıtım ağındaki rolüne dikkat çekerken, FETÖ ve Soros bağlantılı yapıların da süreci baltalamak için aktif çalıştığını vurguladı. Mühendislerin baskı altına alındığı, kritik isimlerin projeden uzaklaştırıldığı bir dönemin ardından, ASELSAN 1919 sessiz sedasız rafa kaldırıldı.
Bugün gelinen noktada ASELSAN’ın çok daha büyük bir kapasiteye ulaştığını belirten Büyükbaş, geçmişteki bu yarım kalmış hikayenin bir ders olarak alınması gerektiğini söyledi. Uzmanlara göre, ASELSAN’ın yeniden mobil teknoloji dünyasına dönüş yapması, Türkiye için sadece ticari bir başarı değil, gerçek bir dijital istiklal ilanı anlamına geliyor.