Alexander Fleming Kimdir?
Alexander Fleming, 1928 yılında Londra’daki St. Mary’s Hastanesi laboratuvarında yaptığı bir gözlem sonucunda dünyanın ilk antibiyotiği olan penisilini keşfetti. Unutulan bir petri kabında oluşan küf mantarının bakterileri öldürdüğünü fark etmesi, enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde devrim yarattı.
Bu keşif sayesinde milyonlarca insanın hayatı kurtuldu. Fleming, 1945 yılında Ernst Chain ve Howard Florey ile birlikte Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü aldı.
Keşfini “şans ve hazırlıklı zihin” olarak tanımlayan Fleming’in en bilinen sözlerinden biri şudur:
“When I woke up just after dawn on Sept. 28, 1928, I certainly didn’t plan to revolutionize all medicine by discovering the world’s first antibiotic... But I guess that was exactly what I did.”
Ne Dedi? (Ünlü Sözleri)
Alexander Fleming’in en çok alıntılanan sözleri şunlardır:
“One sometimes finds what one is not looking for.”
(Bazen aramadığını bulursun.)
“It is the lone worker who makes the first advance in a subject...”
(Bir konuda ilk ilerlemeyi çoğu zaman yalnız çalışan yapar…)
“It is not difficult to make microbes resistant to penicillin…”
(Mikropları penisiline dirençli hale getirmek zor değildir.)
Fleming özellikle antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımının direnç oluşturabileceği konusunda yıllar öncesinden uyarılarda bulunmuştur.
Neden Gündemde?
19 Şubat 2026 itibarıyla Alexander Fleming’in adı sosyal medyada (özellikle X/Twitter) viral paylaşımlar nedeniyle gündeme geldi.
“Alexander Fleming’in iğnesi” veya “penisilin” ifadeleri, enfeksiyon, hastalık ya da “tedavi” anlamında mecazi ve mizahi kullanımlarla paylaşılmaya başlandı.
Bunun yanında tarihsel bilgi hesapları, motivasyon sayfaları ve eğitim içerikleri de penisilinin keşfini yeniden gündeme taşıdı.
Şu an için Fleming ile ilgili doğrudan yeni bir bilimsel gelişme ya da resmi bir olay bulunmamaktadır; gündem daha çok viral içerik kaynaklıdır.
Öldü mü, Yaşıyor mu?
Alexander Fleming hayatta değildir.
11 Mart 1955’te Londra’da kalp krizi sonucu 73 yaşında hayatını kaybetti. Cenazesi St. Paul’s Katedrali’ne defnedildi.
Ancak keşfettiği penisilin ve antibiyotik bilimi, modern tıbbın temel taşlarından biri olarak yaşamaya devam etmektedir.