Gülistan Doku davasında Nisan 2026'da gerçekleşen gözaltı ve tutuklama hareketleri, Doku’nun etrafındaki bazı isimleri yeniden gündeme taşıdı. Bu süreçte dikkat çeken konulardan biri, Doku’nun yakın arkadaşı Rojvelat Kızmaz’ın kaybolması ve daha sonra cansız bedeninin bulunmasıyla ilgili gelişmeler oldu.
Rojvelat Kızmaz’ın Kaybolma Süreci
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Rojvelat Kızmaz, 9 Şubat 2024 tarihinde Batman’daki evinden ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesi, Kızmaz’ın kaybolması üzerine hemen bir kayıp başvurusunda bulundu. Bu başvurunun ardından başlayan arama süreci, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi tarafından gündeme taşınarak çeşitli tartışmalara zemin hazırladı. Kızmaz’ın kaybolduğu dönemde yürütülen arama çalışmalarının yetersizliği ve sonuçsuz kalması, birçok vatandaşın tepkisini çekti. Aile, yetkililerden daha fazla destek talep ederken, yaşanan olayla ilgili bilgi eksikliği ve belirsizlikler dikkat çekti.
Kızmaz’ın Cansız Bedeni ve Soruşturma Süreci
Arama çalışmaları sonrasında, Rojvelat Kızmaz’ın cansız bedeni Hasankeyf ilçesindeki Ilısu Veysel Eroğlu Baraj Gölü’nde bulundu. Ölüm olayıyla ilgili başlatılan soruşturmada, gelen bilgiler doğrultusunda “intihar” olarak değerlendirildi. Bu durum, Kızmaz’ın ailesinde büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Aile, otopsi işlemlerini yürüten hekimden aldığı bilgiye göre, Kızmaz’ın ölümünün, evden ayrıldığı günün ardından iki gün içerisinde gerçekleştiğini öğrendi. Ancak aile, bu süreçte nasıl bir arama faaliyeti yürütüldüğüne dair endişelerini dile getirdi ve kamera kayıtlarının incelenmediğini belirtti. Bu durum, Kızmaz’ın ölümünün aydınlatılamadığı endişelerini artırdı.
Toplumda Yarattığı Etki ve Tartışmalar
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi İrem İlhan, yaşanan bu olayın ardından; kayıp başvurusu sonrası arama çalışmalarındaki gecikmeleri ve Kızmaz’ın ölümünün gerekli biçimde aydınlatılmasının önemini vurguladı. Bu durum, sadece Kızmaz’ın aile bireylerini değil, tüm toplumu derinden etkileyen bir mesele haline geldi. Kadın cinayetleri ve kayıplarla ilgili yaşanan hukuki süreçlerdeki sorunlar, bu olayın ardından tekrar göz önüne serildi. Kamuoyunda, bu tür olayların önlenmesi adına daha etkin önlemlerin alınması ve adaletin sağlanması gerekliliği sıkça dile getirilmeye başlandı. Bu bağlamda, Kızmaz’ın durumu, yalnızca bireysel bir kayıp olarak değil, daha geniş bir toplumsal sorun olarak ele alınıyor.