Ekonomi rotasında belirsizlik: Hedeflenen istikrara ne kadar yakınız?

Enflasyonla mücadele sürecindeki yavaşlık, programın "normalleşme" evresine geçişini zorlaştırıyor. Ekonomi yönetiminin 2023 Mayıs ayından itibaren uygulamaya koyduğu program, teorik olarak bir ülkenin "seçimsiz dönem" avantajını kullanması üzerine kurgulanmıştı.

Türkiye ekonomisinde 2023 seçimlerinin ardından devreye alınan yeni yol haritası, üçüncü yılına girmesine rağmen makroekonomik dengelenme hedeflerinin gerisinde kaldı. Enflasyonla mücadele sürecindeki yavaşlık, programın "normalleşme" evresine geçişini zorlaştırıyor.

Ekonomi yönetiminin 2023 Mayıs ayından itibaren uygulamaya koyduğu program, teorik olarak bir ülkenin "seçimsiz dönem" avantajını kullanması üzerine kurgulanmıştı. Literatürde, seçim baskısının ortadan kalktığı bu zaman dilimleri, yapısal reformların hayata geçirilmesi ve ekonomik dengelerin yeniden tesisi için kritik bir fırsat penceresi olarak görülür. Ancak Türkiye'nin bu süreci, aradan geçen üç yıla rağmen henüz hedeflenen "makul seviyelere" tam anlamıyla ulaşamadı.

İstikrar programlarının anatomisi

Ekonomik iyileşme süreçleri genellikle üç temel aşamadan oluşur. İlk evre, güvenin inşası ve sistemin dengelenmesidir; burada pozitif reel faiz ve mali disiplin öne çıkar. İkinci aşama, fiyat istikrarının hedeflendiği dezenflasyon sürecidir. Üçüncü ve son aşama ise büyümenin verimlilik odaklı hale geldiği, enflasyonun tek haneye indiği normalleşme dönemidir. Türkiye, bugün bu üç yıllık takvimin sonuna gelmiş olsa da enflasyon oranlarında arzu edilen hızlı düşüşü yakalayamadı.

Başarı kriterleri ve engeller

Rezervlerin güçlenmesi, CDS primlerinin düşüşü ve finansal sistemin daha ortodoks bir çerçeveye kavuşması programın başarısı olarak haneye yazıldı. Buna karşın, kamu maliyesindeki yükler, jeopolitik riskler ve iç talepteki canlılık gibi unsurlar, dezenflasyon sürecinin hızını kesen temel faktörler oldu. Uzmanlar, programın bir "şok terapi" yerine kontrollü bir geçiş modeli olarak tercih edilmesinin, enflasyonun düşüş eğilimini sınırladığını vurguluyor.

Geçmiş tecrübeler ne söylüyor?

Türkiye, 2001 yılında uygulanan "Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı" ile benzer bir üç aşamalı süreci başarıyla yönetmişti. Bugünün şartları çeyrek asır öncesinden farklılık gösterse de, geçmişteki kararlı uygulama disiplini, bugünkü ekonomi yönetimi için yeniden bir referans noktası teşkil ediyor. Mevcut tablonun iyileştirilmesi ve makroekonomik dengelerin sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için atılması gereken adımlar, ekonomi gündeminin en önemli tartışma konusunu oluşturmaya devam ediyor.

İLGİLİ HABERLER