Nazi Almanyası'nın gölgesi İsviçre'de: Ölüm Meleği'nin saklanan sırları açığa çıkıyor

İkinci Dünya Savaşı'nın en karanlık isimlerinden biri olan ve Auschwitz toplama kampında yaklaşık bir milyon insanın katledilmesinde başrol oynayan Josef Mengele, savaş sonrasında izini kaybettirmeyi başarmıştı.

Yıllardır süregelen spekülasyonlar ve tarihçilerin yoğun baskısı sonuç verdi; İsviçre yönetimi, Auschwitz'in sadist doktoru Josef Mengele ile bağlantılı arşivleri üzerindeki gizlilik kararını kaldırma kararı aldı.

İkinci Dünya Savaşı'nın en karanlık isimlerinden biri olan ve Auschwitz toplama kampında yaklaşık bir milyon insanın katledilmesinde başrol oynayan Josef Mengele, savaş sonrasında izini kaybettirmeyi başarmıştı. Güney Amerika'ya kaçtığı bilinse de, Mengele'nin savaş sonrası dönemde defalarca İsviçre'ye giriş yaptığına dair iddialar on yıllardır hem tarihçilerin hem de kamuoyunun gündeminden düşmedi. İsviçre Federal İstihbarat Servisi'nin, yıllardır "ulusal güvenlik" ve "aile mahremiyeti" gerekçeleriyle mühürlü tuttuğu dosyaları erişime açacağını duyurması, bu tartışmalı döneme dair yeni bulguların habercisi olabilir.

Sırlar 2071 yılına kadar kilitli kalmıştı

Mengele'nin İsviçre topraklarındaki izlerini süren araştırmacılar, bugüne kadar pek çok kez geri çevrildi. Hatta bazı dosyalar, 2071 yılına kadar erişilemez kılınmıştı. Tarihçi Gérard Wettstein’ın, bu hukuksuz sürece karşı başlattığı kitlesel fonlama ve mahkeme süreci, istihbarat birimlerinin geri adım atmasını sağladı. Dosyaların neden bu denli uzun süre gizlendiği konusu ise hala büyük bir merak konusu. Birçok uzman, bu dosyaların Mengele'den ziyade, savaş sonrası dönemde İsviçre devletinin Nazi suçlularıyla olan ilişkilerini ve istihbarat mekanizmalarının tutumunu ele verdiğini savunuyor.

Zürih'teki daire ve şüpheli temaslar

Tarihsel kayıtlar, Mengele'nin ailesinin 1950'li yıllarda İsviçre'de bulunduğunu doğruluyor. Özellikle eşinin Zürih'te havaalanına yakın bir daire kiralaması ve polisin burada yaptığı gözlemler, "Ölüm Meleği"nin Avrupa'da saklandığına dair şüpheleri güçlendiriyor. İsviçre İstihbaratı'nın dosyaları açma sözü vermesine rağmen, tarihçiler temkinli. Belgelerin ciddi oranda sansürlenmiş olabileceği veya içerik olarak beklentileri karşılamayacağı endişesi hakim.

İsviçre Tarih Derneği Başkanı Sacha Zala, dosyaların içinde belki doğrudan Mengele ile ilgili dramatik bir kanıt bulunmayabileceğini, ancak Mossad veya diğer yabancı istihbarat servisleriyle yapılan yazışmaların, dönemin karanlık siyasi trafiğini aydınlatabileceğini belirtiyor. Her ne kadar Mengele 1979'da Brezilya'da hayatını kaybetmiş olsa da, İsviçre'nin ona göz yumup yummadığı sorusu, tarihsel bir utanç dosyası olarak güncelliğini koruyor.

İLGİLİ HABERLER