Petrol piyasasında dengeler altüst: Kazananlar köşeyi dönerken kaybedenler çıkmazda

Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte ham petrol fiyatları 100-105 dolar bandına sabitlenirken, uzmanlar arzın daralmasıyla birlikte bu rakamın 150 dolar seviyelerine tırmanabileceği uyarısında bulunuyor.

İran eksenli çatışmaların dünya ekonomisi üzerindeki etkisi güvenlik krizini aştı; enerji piyasasında devasa bir sermaye el değiştiriyor.

Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte ham petrol fiyatları 100-105 dolar bandına sabitlenirken, uzmanlar arzın daralmasıyla birlikte bu rakamın 150 dolar seviyelerine tırmanabileceği uyarısında bulunuyor. Çatışmaların ilk 50 gününde piyasadan yaklaşık 500 milyon varil petrolün çekilmesi, modern tarihin en ciddi arz şoklarından biri olarak kayıtlara geçti.

Dev şirketlerin altın çağı

Savaşın ekonomik kazananları listesinin başında ABD merkezli enerji devleri yer alıyor. Devlet destekli üretim yapmayan bu şirketler, yükselen varil fiyatları sayesinde hem hisse değerlerini katladı hem de hissedarlarına rekor düzeyde temettü dağıtmaya hazırlanıyor. Yüksek kâr oranları aynı zamanda kamu kasasına daha fazla vergi girmesini sağlıyor.

Bu dönemde sadece petrol şirketleri değil; savunma sanayii, LNG ihracatçıları ve güneş enerjisi gibi alternatif teknoloji sağlayıcıları da stratejik avantaj elde etti. Özellikle Rusya, yaptırımlara rağmen petrol varil fiyatlarını 41 dolardan 120 dolara taşıyarak gelirlerini maksimize etmeyi başardı.

Küresel ekonomide yapısal kırılma riski

Madalyonun diğer yüzünde ise ciddi bir çöküş yaşanıyor. Hürmüz Boğazı'na doğrudan bağımlı olan üreticiler gelir kaybı yaşarken, enerji maliyetleri altında ezilen Avrupa ve Güney Asya sanayisi büyük bir dar boğazdan geçiyor. Turizm ve finans merkezleri de bu sürecin negatif etkilerini en derinden hisseden sektörler arasında yer alıyor.

S&P Global Energy yetkilisi Jim Burkhard'ın vurguladığı üzere, boğazdaki kapalılık süresi uzadıkça, bu durumdan beslenenlerin kazancı artarken, bağımlı ekonomiler için kriz daha da derinleşiyor. Eğer fiyatlar 150 dolar barajını aşarsa, bu durum basit bir maliyet artışından öte, makroekonomik dengelerin kökten değişeceği yapısal bir kırılma noktası olarak dünya tarihindeki yerini alacak.

İLGİLİ HABERLER