Sarı baretli direniş: Maden işçileri Ankara’nın soğuk betonunda hak arıyor

gününde yetkililerden bir ses bekliyor. Eskişehir’deki kömür ocaklarında çalışan 130 madenci, lüks araçlara veya özel jetlere sahip değil; tek sermayeleri alın terleri ve başlarındaki sarı baretleri.

Eskişehir’den yola çıkan 130 kömür işçisi, beş aydır ödenmeyen maaşları ve gasp edilen tazminatları için başkentte başlattıkları direnişin 14. gününde yetkililerden bir ses bekliyor.

Eskişehir’deki kömür ocaklarında çalışan 130 madenci, lüks araçlara veya özel jetlere sahip değil; tek sermayeleri alın terleri ve başlarındaki sarı baretleri. 13 Nisan’da başlattıkları yürüyüşle Ankara’ya ulaşan işçiler, Enerji Bakanlığı önünde belden yukarıları çıplak şekilde beton üzerinde oturarak seslerini duyurmaya çalışıyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda babalarının yanına koşan madenci çocukları ise Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne dönerek, evlerine ekmek götüremeyen ailelerinin çaresizliğini haykırdı.

Sessizliğin gölgesinde büyüyen mağduriyet

Maden işçilerinin aylardır süren maaş krizi karşısında siyasi iradenin sessizliği dikkat çekiyor. İşçiler, eğer bir futbol kulübünde benzer bir ödeme sorunu yaşansaydı federasyonun ve uluslararası kurumların derhal yaptırım uygulayacağına dikkat çekerek, Doruk Madencilik sahibi Sebahattin Yıldız’a karşı sergilenen bu kayıtsızlığa isyan ediyor. Cumhurbaşkanı, Enerji Bakanı ve Çalışma Bakanı’nın süregelen sessizliği, maden sahalarının devri sürecindeki şaibeli iddiaları daha da derinleştiriyor.

TMSF devrinde şeffaflık tartışması

Emekli müfettiş Şenol Sararfi’nin yaptığı incelemeler, Yunus Emre Termik Santrali ve kömür yataklarının Doruk Madencilik’e devri sırasında ciddi soru işaretleri olduğunu ortaya koyuyor. TMSF yönetimindeyken 3.2 milyar TL değer biçilen tesislerin, iş insanına 1.1 milyar TL gibi çok daha düşük bir bedelle devredilmesi, kamuoyunda "Bu tesisler bedava mı verildi?" sorusunu beraberinde getirdi. Yasalara göre öncelikli olması gereken işçi alacaklarının ödenmemesi, devir sürecindeki finansal tercihlerin işçi haklarının önüne geçtiğini gösteriyor.

Patrona çağrı: Kapitalist ahlak nerede?

Yıllık 300 milyon TL civarında kâr potansiyeli olduğu öngörülen bir işletmenin, çalışanlarının maaşlarını ödeyemez hale gelmesi, yönetimin fizibilite ve işletme becerisini sorgulatıyor. İşçiler, devraldığı tesisi kârlı bir şekilde yönetemeyen veya kâr etmesine rağmen emeğin hakkını gasp eden patrona seslenerek, "Eğer bu işi layıkıyla yapamayacaksanız neden bu yükün altına girdiniz?" diye soruyor. Ankara’nın ortasında coplanma pahasına haklarını arayan madenciler, iktidar ve patron arasındaki bu sessiz ortaklığın son bulmasını ve alın terlerinin karşılığının verilmesini talep ediyor.

İLGİLİ HABERLER