Hiçbir belirti vermeden yıllarca organlara hasar verebilen hipertansiyon, dünya genelinde 1,3 milyar kişiyi etkisi altına alan devasa bir sağlık sorunu haline geldi. Türkiye’de her üç yetişkinden birinin mücadele ettiği bu "görünmez salgın" hakkında kardiyologlar, yaşam tarzı değişikliklerinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Günümüzde hipertansiyon, sadece yaşlıların değil, giderek daha genç yaş gruplarının da gündeminde yer alıyor. Memorial Şişli Hastanesi’nden Prof. Dr. Hatice Betül Erer ve Amerikan Tıp Merkezi’nden Doç. Dr. Gamze Aslan, bu kronik rahatsızlığın yönetiminde atılması gereken adımları ve gözden kaçan riskleri Haber Yazar okurları için değerlendirdi.
Görünmez hasarın ağır bedeli
Hipertansiyonun en büyük tehlikesi, sinsi ilerleyişidir. Kalbin damar duvarlarına uyguladığı aşırı basınç, uzun vadede kalp yetmezliğinden görme kaybına, inmeden böbrek yetmezliğine kadar geniş bir yelpazede kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Özellikle 2021 yılında yaşanan inme kaynaklı ölümlerin yarısından fazlasının yüksek tansiyonla doğrudan ilişkili olması, hastalığın ciddiyetini gözler önüne seriyor. Türkiye'de inme nedeniyle her 15 dakikada bir kişinin yaşamını yitirdiği gerçeği, kontrol altına alınmayan tansiyonun ne kadar yıkıcı olabildiğini kanıtlıyor.
Beslenme alışkanlıkları ve tuz tuzağı
Uzmanlar, hipertansiyonla mücadelede ilk savunma hattının mutfaktan geçtiğini belirtiyor. Türkiye’deki günlük ortalama 9-10 gramlık tuz tüketimi, önerilen limitlerin iki katını aşıyor. Bu tuzun büyük bir kısmının ekmek, peynir ve işlenmiş gıdalardan gizli olarak alınması ise büyük bir risk oluşturuyor. Prof. Dr. Erer, potasyum ve posa açısından zengin, doymuş yağlardan arındırılmış bir beslenme düzeninin önemine dikkat çekiyor. Ayrıca, takviye edici ürünlerin hekim onayı olmadan kullanılmaması gerektiği, özellikle bitkisel desteklerin tansiyonu yükseltebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Düzenli hareket ve stres yönetimi
İlaç tedavisinin yanında psikolojik destek ve hareketli bir yaşam, kan basıncını dengelemede kilit rol oynuyor. Doç. Dr. Aslan, haftada en az 5 gün, 30 dakika süren tempolu yürüyüşlerin damar sağlığını koruduğunu ve stres seviyesini düşürdüğünü ifade ediyor. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal faktörlerin ani tansiyon yükselmelerine davetiye çıkardığını hatırlatan uzmanlar, 40 yaş üzerindeki bireylerin veya ailesinde hipertansiyon öyküsü olanların evde düzenli tansiyon takibi yapmalarını öneriyor. 140/90 mmHg üzerindeki değerlerin sürekli hale gelmesi, uzman bir hekime başvurulması için en önemli sinyallerden biri olarak kabul ediliyor.