ING, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde hem açıklanacak dördüncü çeyrek büyüme verisine hem de şubat ayı enflasyonuna dikkat çekti. BirGün Gazetesi’nde yer alan habere göre bankanın notunda, ekonominin seyrine dair iki kritik başlık öne çıktı: Büyümenin iç talep kaynaklı yapısıyla dayanıklılığı koruduğu vurgusu ve enflasyonda ramazan öncesi gıda fiyatları üzerinden yukarı yönlü baskının devam ettiği tespiti.
GSYH Beklentisi
Birgün Gazetesinde yer alan habere göre banka, pazartesi günü açıklanacak 2025 yılı dördüncü çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verisinde büyümenin yüzde 3,9 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğini bildirdi. Bu tahminin, 2025 yılının tamamı için yüzde 3,8 düzeyinde bir büyümeye işaret ettiği aktarıldı. ING’nin değerlendirmesinde, büyümenin kompozisyonu kadar ivmenin yönü de öne çıkarılırken, büyüme görünümünün genel çerçevesinin ekonomideki dirençli yapıyı işaret ettiği ifade edildi.
İç Talep ve Çeyreklik İvme Kaybı İhtimali
ING, büyüme görünümünün özellikle iç talep kaynaklı büyüme sayesinde ekonomide dayanıklılığın sürdüğünü gösterdiğini, buna karşın çeyreklik bazda ivme kaybının muhtemel olduğunu belirtti. Bankanın değerlendirmesinde bu vurgu, büyümenin yönünü korurken hızında bir yavaşlama olasılığının masada olduğu okumalarıyla birlikte yer aldı.
Enflasyon tarafında ise şubat ayında yüksek seyrin korunmasının beklendiği kaydedildi. Değerlendirmede, Merkez Bankası’nın da uyardığı üzere ramazan öncesi dönemde gıda fiyatlarından kaynaklı yukarı yönlü baskının devam ettiği belirtildi. Bu çerçevede bankanın tahminleri, aylık ve yıllık görünümün şubat ayında nasıl şekillenebileceğine dair net bir aralık ortaya koydu.
ING, aylık enflasyonun yüzde 2,9 olacağını, yıllık enflasyonun ise yüzde 30,7’den yüzde 31,4’e yükseleceğini öngördü. Bankanın notunda bu tahmin, enflasyonun kısa vadede aşağı yönlü bir rahatlamadan ziyade yukarı yönlü risklerle izleneceği beklentisine dayandırıldı.
Banka, enflasyonda daha olumsuz bir sürprizin TCMB’yi daha temkinli olmaya yöneltebileceğini ve bu senaryoda mart ayındaki PPK toplantısında faiz indirimlerine ara verilmesinin gündeme gelebileceğini değerlendirdi. ING’nin çerçevesinde, enflasyon gerçekleşmesinin beklentiden daha olumsuz gelmesi halinde para politikası adımlarında “bekle-gör” yaklaşımının güçlenebileceği vurgusu öne çıktı.