Türkiye iç ekonomideki dar boğaz ve vatandaşın alım gücündeki erimeyle mücadele ederken, dış yardımlarda izlenen cömert politika dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor.
Türkiye, ekonomik zorlukların gölgesinde dış yardımlardaki liderliğini sürdürüyor. Resmi Gazete'de yayımlanan son karara göre, Somali'ye 30 milyon dolarlık yeni bir hibe desteği sağlanması kararlaştırıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yürürlüğe giren düzenleme kapsamında, Afrika ülkesine aylık 2,5 milyon doları geçmeyecek şekilde kaynak aktarılacak. Bu hamle, Türkiye'nin Somali'ye yönelik toplam yardım tutarını 1 milyar doların çok daha üzerine taşıyan bir adım olarak kayıtlara geçti.
Yardım paketinin detayları dikkat çekiyor
Sadece nakdi yardımlarla sınırlı kalmayan bu destek süreci, geniş kapsamlı bir iş birliğini de beraberinde getiriyor. TBMM gündemine taşınacak olan yeni anlaşma taslağına göre, Ankara İncek'te 5 bin metrekarelik değerli bir arsa Somali yönetimine hibe edilecek. Ayrıca, bölgede 3 bin metrekarelik bir büyükelçilik binası inşa edilmesi planlanıyor. İktidarın Somali'deki enerji sahalarında petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri yürütmesi ise stratejik ortaklığın bir diğer ayağını oluşturuyor.
Dünya sıralamasında üst basamaklardayız
Türkiye'nin dış yardımlardaki performansı uluslararası raporlara da yansıyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine göre Türkiye, 2025 yılında dünya genelinde en çok dış yardım yapan 7'nci ülke konumuna yükseldi. Küresel çapta dış yardımların daraldığı bir dönemde, Türkiye'nin yardım miktarını 125 milyon dolar artırarak 7,5 milyar dolar seviyesine çıkarması dikkat çekti. Söz konusu yardımların neredeyse tamamının hibe yoluyla gerçekleştirilmesi ve kaynakların dağılımındaki şeffaflık tartışmaları ise kamuoyunda gündemdeki yerini koruyor.
Borç silme operasyonları devam ediyor
Somali ile sınırlı kalmayan bu yardım politikası, zaman zaman diğer ülkeleri de kapsıyor. Daha önce Kırgızistan'ın 58 milyon dolarlık borcunun silinmesi gibi örnekler, Türkiye'nin dış politika tercihlerinde ekonomik kalkındırma odaklı bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Vatandaşın "geçim sıkıntısı" ve "zam" taleplerine karşı bütçe kısıtlılığını gerekçe gösteren ekonomi yönetimi, küresel arenadaki bu yardım trafiğiyle dünya sıralamasındaki yerini sağlamlaştırıyor.