Araştırmacılar, daha önce zehirli bileşiklerin belirli bir “amino asit dizilimi” (lider sekans) aracılığıyla üretildiğini düşünüyordu.
Ancak California’daki popülasyonların bu kurala uymadan yeni peptitler ürettiği belirlendi.Çalışmada, söz konusu mantarların Avrupa’daki örneklere göre daha yüksek miktarda ve daha önce tanımlanmamış yeni peptitler (protein parçaları) sentezlediği tespit edildi.
Bu durum, türün genetik yapısında önemli bir evrimsel değişime işaret ediyor.Bilim insanları, genlerdeki bu çeşitlenmenin mantarın toksin üretim kapasitesini etkilediğini ortaya koydu.
Elde edilen bulgular, istilacı popülasyonların kimyasal açıdan farklılaşarak yeni ortamlara uyum sağladığını gösteriyor.Yayılma Yoğunluğu Dikkat ÇekiyorAraştırma yalnızca kimyasal değişimi değil, yayılma biçimini de inceledi.
Uzmanlar, California ormanlarında tek bir ağacın altında 40’tan fazla mantarın kümelendiğini bildirdi.
Bu yoğunluğun, yerel mantar türlerine kıyasla “anormal derecede yüksek” olduğu kaydedildi.Araştırmacılar, mantarın hızlı adaptasyonunun hem toksin üretimini hem de çevresel yayılımını etkileyebileceğini ifade etti.
Yeni üretilen kimyasalların insan üzerindeki etkisinin henüz tam olarak belirlenmediği belirtildi.Ekosistem Üzerindeki Etkiler AraştırılıyorTek bir Amanita phalloides örneğinin yetişkin bir insan için ölümcül olabildiği biliniyor.
California’daki popülasyonlarda gözlemlenen genetik değişimlerin, yerel ekosistem üzerindeki etkileri de araştırma konusu oldu.Bilim insanları, evrimsel sürecin mantarın yeni çevre koşullarına uyum sağlama kapasitesini artırabileceğini değerlendiriyor.
Araştırma sonuçları, istilacı türlerin genetik adaptasyon süreçlerine ilişkin yeni veriler sunarken, söz konusu mantarın yayılımının ve kimyasal değişiminin izlenmeye devam edileceği bildirildi.