Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı, İran’dan gelen iki füzenin imha edilmesine ilişkin açıklamasında, balistik füze tespit edildiğinde sistemin müdahale süresinin çok kısa olması nedeniyle en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçip ateşlediğini bildirdi.
Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) haftalık olağan basın bilgilendirme toplantısında, bölgesel güvenlik gündemine dair kritik detaylar paylaşıldı. Toplantının en dikkat çeken başlığı ise geçtiğimiz günlerde İran kaynaklı füzelerin havada imha edilmesi süreci oldu. Kamuoyunda merak edilen ‘S-400 sistemleri o an neden aktif edilmedi?’ sorusuna yanıt veren bakanlık kaynakları, hava savunma stratejisinin teknik perde arkasını şu sözlerle açıkladı.
Milli Savunma Bakanlığı, haftalık basın bilgilendirme toplantısı düzenledi.
Bakanlık tarafından düzenlenen toplantıda, gündeme dair önemli değerlendirmeler yapıldı.
Geçtiğimiz günlerde İran’dan gelen ve imha edilen füzelere ilişkin de konuşan bakanlık kaynakları, S-400 sisteminin neden kullanılmadığını da yanıtladı.
Yapılan açıklamada şöyle denildi;
“EN HIZLI ÖNLEME ARACI OTOMATİK SEÇİLİYOR”
Ülkemizin hava ve füze savunma faaliyetleri, tehdit değerlendirmeleri ve operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda çok katmanlı bir yapı içinde yürütülmektedir. Bu kapsamda en uygun savunma unsuru, angajman kuralları ve mevcut operasyonel tablo dikkate alınarak belirlenmektedir.
Türkiye, NATO’nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem: Erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır.
Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir.
Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir.
“NATO MÜTTEFİKLERİ ARASINDA BU TARZ DURUMLAR KABUL EDİLEMEZ”
Doğu Ege Adaları Yunanistan’a 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması ile gayri askeri statüde bulundurulma şartıyla devredilmiştir.
Limni (Lozan Barış Antlaşması) ve Kerpe Adaları (Paris Barış Antlaşması) gayri askeri statüde olması gereken adalardır. Gayri askeri statü, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu-bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir.
Yunanistan’ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir.
Yunanistan’ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz.