İklim krizinde yeni boyut: Karbon ayak izinde cinsiyet uçurumu

Son analizler, erkeklerin yaşam tarzlarının gezegen üzerinde kadınlara kıyasla daha ağır bir yük oluşturduğunu ortaya koyuyor. Karbon ayak izi neden büyüyor? 13 ülkeden 20’yi aşkın uzmanın imzasını taşıyan ve Norma: International Journal for Masculinity Studies dergisinde yayımlanan araştırma, erkeklerin çevresel etkisinin kritik düzeyde olduğunu belgeliyor.

Bilim dünyası, tüketim alışkanlıkları ve çevresel etkiler üzerine yaptığı kapsamlı çalışmalarla iklim değişikliğinin arkasındaki sosyolojik faktörlere dikkat çekmeye başladı. Son analizler, erkeklerin yaşam tarzlarının gezegen üzerinde kadınlara kıyasla daha ağır bir yük oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Karbon ayak izi neden büyüyor?

13 ülkeden 20’yi aşkın uzmanın imzasını taşıyan ve Norma: International Journal for Masculinity Studies dergisinde yayımlanan araştırma, erkeklerin çevresel etkisinin kritik düzeyde olduğunu belgeliyor. Özellikle seyahat, turizm tercihleri ve et tüketimi gibi alışkanlıklar, erkeklerin karbon ayak izini doğrudan büyüten faktörler olarak öne çıkıyor. Fransa’da yürütülen bir başka saha çalışması ise bu durumu sayısal verilerle destekliyor; erkeklerin ulaşım ve beslenme kaynaklı kirlilik oranının kadınlardan yüzde 26 daha yüksek olduğu saptanmış durumda.

Geleneksel erkeklik algısı çevreye nasıl yansıyor?

Araştırmanın en dikkat çekici kısımlarından biri de toplumsal cinsiyet normları ile çevrecilik arasındaki bağlantı. Uzmanlar, geleneksel erkeklik imajını muhafaza etme kaygısı taşıyan bireylerin, çevre dostu ürünleri tercih etme konusunda daha isteksiz davrandıklarını ifade ediyor. "Erkeklik stresi" olarak tanımlanan bu durum, söz konusu bireylerin iklim krizine yönelik endişelerini bastırmasına ve sürdürülebilir yaşam pratiklerinden uzaklaşmasına neden oluyor.

Huddersfield Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jeff Hearn, mevcut iklim politikalarında cinsiyet odaklı bu önemli boyutun yıllardır göz ardı edildiğine vurgu yapıyor. Bilim insanları, bu olumsuz tablonun evrensel olmadığını, söz konusu 'zararlı' tüketim kalıplarının özellikle Batılı ve beyaz erkek popülasyonunda yoğunlaştığını, sosyo-ekonomik açıdan farklı bölgelerde tablonun değişebileceğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri Prof. Dr. Celeste Saulo ise doğal dengenin insan eliyle bozulmasının, gelecek kuşakları binlerce yıl etkileyecek kalıcı bir tahribat yarattığı konusunda uyarıyor.

İLGİLİ HABERLER