Uzmanlar, kolorektal kanser vakalarının 50 yaş altındaki bireylerde hızla arttığına dikkat çekerek, basit bir tarama testinin hayat kurtarıcı olabileceğini vurguluyor.
Kolon ve rektum kanseri, tıp dünyasında uzun yıllar "ileri yaş hastalığı" olarak tanımlansa da, güncel veriler bu algının tamamen değiştiğini gösteriyor. Medicana Ataköy Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erkan Doğan, özellikle 90’lı yıllardan sonra doğan kuşaklarda bu kanser türünün görülme sıklığının endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti.
Genç yaşta kanser vakaları zirvede
Amerika Kanser Derneği’nin 2026 verilerine göre, 50 yaş altındaki kansere bağlı ölümlerde kolorektal kanserler ilk sırada yer alıyor. 1995 yılında 65 yaş altı hastalarda yüzde 27 olan oran, 2022 itibarıyla yüzde 45’e kadar yükselmiş durumda. Prof. Dr. Doğan, bu artışın tesadüf olmadığını belirterek, değişen yaşam tarzlarının bağırsak sağlığını doğrudan hedef aldığını belirtiyor.
Beslenme alışkanlıkları ve antibiyotik etkisi
Modern çağın beslenme biçimi, bağırsak florasını ciddi şekilde tehdit ediyor. İşlenmiş gıdaların ve hazır et ürünlerinin yoğun tüketimi, bağırsaklardaki inflamasyonu tetikliyor. Prof. Dr. Doğan, çocukluk döneminden itibaren maruz kalınan yüksek antibiyotik kullanımının, bağırsaktaki yararlı bakterileri yok ederek kanser gelişimine zemin hazırlayan zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olduğunu vurguluyor.
Tarama testleri neden ihmal edilmemeli?
Hastalığın önlenmesinde en etkili yöntemin düzenli kolonoskopi taramaları olduğunu belirten Doğan, şu uyarılarda bulundu: "Kolonoskopi sırasında tespit edilen poliplerin yüzde 25'i kanserleşme potansiyeli taşır. 10-15 yıl boyunca vücutta varlığını sürdüren bu polipler, zamanında müdahale edilmezse ciddi birer tehdide dönüşür. Her muayene, gelecekteki bir kanser riskini bertaraf etmek için bir farkındalık fırsatıdır."
Korunmak için Akdeniz tipi beslenme
Tedavi süreçleri kadar koruyucu hekimliğin de önemine değinen Prof. Dr. Erkan Doğan, yaşam tarzı değişiklikleriyle riskin minimize edilebileceğini belirtti. Lifli gıdalarla beslenmenin, tam tahıllı ürünlerin ve Akdeniz tipi beslenme modelinin bağırsak sağlığı için kalkan görevi gördüğünü ifade eden Doğan, düzenli yürüyüş ve koşunun ise adjuvan tedavilerle eşdeğer bir koruyucu etki sağladığının altını çizdi.