İran ile yaşanan çatışmaların gölgesinde bölgedeki dengeler değişirken, İsrail ilk kez stratejik hava savunma sistemi Demir Kubbe’yi Birleşik Arap Emirlikleri’ne konuşlandırarak savunma işbirliğini yeni bir boyuta taşıdı.
İran’ın bölgedeki askeri hareketliliği ve füze saldırıları, Körfez ülkelerini güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorladı. Bu süreçte İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında daha önce kamuoyuna yansımayan kritik bir askeri işbirliği gerçekleşti. İsrail, İran saldırılarına karşı BAE’ye Demir Kubbe hava savunma bataryası ve sistemi kullanacak uzman İsrail askerlerini gönderdi.
Tarihi bir ilk: Demir Kubbe sınır dışına çıktı
İsrail’in Demir Kubbe sistemini kendi toprakları dışında bir ülkeye konuşlandırması, askeri doktrin açısından bir ilk olma özelliği taşıyor. ABD ve İsrail dışında bu teknolojiye ev sahipliği yapan ilk ülke olan BAE, İran’ın yoğun füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla karşı karşıya kalmıştı. BAE Savunma Bakanlığı verilerine göre, İran kaynaklı 550’den fazla balistik füze ve 2 bin 200’ü aşkın İHA saldırısı karşısında sistemin kritik bir koruma kalkanı oluşturduğu belirtiliyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid arasında gerçekleşen telefon trafiğinin ardından hız kazanan bu sevkiyat, İsrail ordusunun doğrudan katılımıyla operasyonel hale getirildi. İsrailli yetkililer, konuşlandırılan bataryaların İran menşeli onlarca füzeyi başarıyla etkisiz hale getirdiğini doğruladı.
Körfez’de yeni güvenlik mimarisi
2020 yılında imzalanan normalleşme anlaşmalarının ardından İsrail ve BAE arasındaki ilişkiler, Gazze gibi konulardaki görüş ayrılıklarına rağmen askeri ve istihbarat düzeyinde hiç olmadığı kadar derinleşti. Körfez ülkeleri için siyasi açıdan hassas bir konu olan İsrail askerlerinin bölgedeki varlığı, İran saldırılarının yarattığı güvenlik kaygısı nedeniyle yerini stratejik bir zorunluluğa bıraktı.
BAE’li üst düzey yetkililer, bu desteği "gerçek dostların belirlendiği bir göz açma anı" olarak nitelendirerek, İsrail’in kritik süreçteki yardımının unutulmayacağını ifade etti. Benzer bir tutumun ABD, Fransa ve İngiltere gibi müttefikler için de geçerli olduğu vurgulandı.
İsrail içinde tartışma riski
Öte yandan, İsrail’in kendi topraklarının da yoğun saldırı altında olduğu bir dönemde, en kritik savunma sistemlerinden birini başka bir ülkeye kaydırması ülke içinde tartışmaları da beraberinde getirebilir. Savunma önceliklerinin sorgulanabileceği bu hamlenin, Netanyahu hükümeti üzerinde iç siyasette baskı oluşturup oluşturmayacağı ise merak konusu. Ancak mevcut tablo, İsrail ve BAE’nin İran’a karşı bölgesel bir savunma hattı oluşturma konusunda kararlı olduğunu ortaya koyuyor.