Ekonomi yönetiminin açıkladığı enflasyon tahminleri ile yıl sonunda gerçekleşen rakamlar arasındaki devasa uçurum, "tahmin açıklanmasa daha mı iyi olur?" sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Ekonomi dünyasında bir türlü dikiş tutmayan enflasyon hedefleri, hem Merkez Bankası’nın raporlarını hem de Orta Vadeli Program (OVP) kapsamındaki taahhütleri tartışmaya açıyor. Yıllardır süregelen bu durum, akıllara çocukluk anılarını getiriyor: Tıpkı futbolda başarısız olan takımların maça çıkmamasının üzüntüyü engelleyeceği mantığı gibi, hedeflerin de açıklanmaması yanılma payını sıfırlayabilir mi?
Verilerdeki Şaşırtıcı Sapmalar
Merkez Bankası’nın yılda dört kez güncellediği enflasyon raporları ve OVP’deki hedefler, kağıt üzerinde kalan birer temenni haline dönüştü. 2021 yılından bu yana bakıldığında tablo oldukça çarpıcı. Örneğin, 2021 için tek haneli bir hedef belirlenmişken gerçekleşen enflasyon yüzde 36 seviyesinde kaldı. Benzer bir durum 2022, 2023 ve 2024 yıllarında da tekerrür etti. İlk tahminlerin yüzde 20’li seviyelerde tutulmasına rağmen gerçekleşmelerin yüzde 60’ları aşması, tahmin mekanizmalarının gerçeklikten ne denli uzaklaştığını gözler önüne seriyor.
Hesap Verilebilirlik Sorunu
Merkez Bankası’nın ara hedefler belirleyerek enflasyonu dizginleme çabası devam etse de, açıklanan oranların gerçekçi bir zemine oturmadığı aşikar. Hükümetin bir taahhüt belgesi niteliği taşıyan OVP hedefleri ile gerçekleşen oranlar arasındaki uyumsuzluk, ekonomi yönetiminin "öngörülebilirlik" karnesini zayıflatıyor. Eğer bir profesyonel, kariyeri boyunca imza attığı projelerde bu denli yüksek sapma oranlarıyla çalışsaydı, özel sektörde kendisine yer bulması neredeyse imkansız olurdu. Kamu yönetiminde ise bu başarısız karnenin bir yaptırımı veya sorumlusu yok gibi görünüyor. 2026 yılı hedefleri yaklaşırken, ekonomi yönetiminin revizyon yapıp yapmayacağı merakla bekleniyor; ancak geçmişteki hatalı tahminler, geleceğe dair güveni zedelemeye devam ediyor.