Küresel piyasalarda belirsizlik rüzgarları sert eserken, ABD yönetiminin tutarsız politikaları enerji krizini derinleştiriyor. Uzmanlar, yaşanan durumu 'stratejik bir hata' olarak nitelendirirken, tarihsel veriler 1970'lerin zorlu yıllarını akıllara getiriyor.
Küresel ekonomi, 2025 yılının Mart ayından bu yana ABD Başkanı Trump'ın birbirini tutmayan açıklamaları ve radikal ekonomi hamleleriyle sarsılıyor. Brent petrol fiyatları yıl başına oranla yüzde 80 artış gösterirken, enerji arzında yaşanan daralma dünya genelinde alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve Körfez ülkelerindeki enerji altyapısının ciddi hasar görmesi, yalnızca fiyatları değil, jet yakıtından motorine kadar birçok stratejik ürüne erişimi de imkansız hale getiriyor. Financial Times yazarı Martin Wolf, Washington'ın attığı bu adımları "Destansı Aptallık Operasyonu" olarak sert bir dille eleştiriyor.
Geçmişin kuyruk ekonomisi günümüze mi dönüyor?
Türkiye, 1970'li yıllarda benzer bir enerji darboğazıyla karşı karşıya kalmıştı. 1973 ve 1979 yıllarındaki iki büyük petrol şoku, ardından gelen ambargolar ve fiyat belirleme komitelerinin katı politikaları, ülkeyi adeta bir "kuyruklar ülkesine" dönüştürmüştü. O dönem Devlet Planlama Teşkilatı'nda görev yapan ekonomi uzmanları, ısınma kısıtlamaları nedeniyle ofislerde paltolarla çalışmak zorunda kaldıklarını anımsıyor.
Dengesizlik iktisadı ve teoriden gerçeğe geçiş
O yıllarda akademik dünyada popüler hale gelen "Dengesizlik Makro İktisadı", fiyatların sabit kaldığı ancak arzın talebi karşılayamadığı durumlarda kıt kaynakların nasıl paylaştırılacağını sorguluyordu. Kuyrukların bir laboratuvar gibi kullanıldığı o dönemde, Yılmaz Akyüz gibi isimlerin derslerinde işlenen fiyat mekanizması sorunları, bugün küresel ölçekte yaşanan tedarik krizleriyle tekrar gündeme geliyor. Ekonomik dengesizliklerin sektörel bazda domino etkisi yaratması, günümüzün makro iktisadi kırılganlıklarını anlamak için hala en önemli referans noktalarından biri olarak kabul ediliyor.