Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında 'Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi' ana temasıyla, Şişli'de bir otelde düzenlenen iftar programına katıldı. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Emine Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve 500 davetli katıldı.
Programda, 8 Mart 2024’te kamuoyuna duyurulan Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile 8 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe giren 2025/4 sayılı 'Kadının Güçlenmesi' konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi kapsamında kurulan koordinasyon kurullarının çalışmaları sonucu olarak ortaya çıkan 'Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi İlkeleri'ni içeren niyet beyanı duyuruldu.
Ayrıca programda, küresel rekabetin yeniden şekillendiği günümüzde kadının potansiyelinin stratejik bir güce dönüştürülmesinin önemine vurgu yapıldı. Kadınların, ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasının, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında kritik rol oynadığına dikkat çekildi.
'Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi' vizyonuyla, kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinde kadın odaklı, yenilikçi ve kapsayıcı bir iş ekosisteminin oluşturulması hedefleniyor.
"EN ÇOK KADINLAR MAĞDUR OLUYOR"
Programda konuşan Erdoğan, "Afrika'nın yoksul ve cefakar kadınlarının; Afganistan'ın, Arakan'ın, Somali'nin mazlum kadınlarının; İsrail'in kendi topraklarında huzura hasret bıraktığı Lübnanlı kadınların; Batı'da sinema, moda ve medya sektörlerinin acımasız dişleri arasında ezilen, şiddete ve istismara uğrayan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü'nü tebrik ediyor; kendilerine Türkiye'den hem dayanışma mesajlarımızı hem de kucak dolusu selamlarımızı gönderiyorum. Savaşlar ve zulümlerden hayatını kaybedenlerle birlikte ülkemizde teröre ve şiddete kurban verdiğimiz tüm kadınlara Rabbimden rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum" dedi.
Erdoğan, şöyle konuştu:
- "Dünya Kadınlar Günü'nü küresel ölçekte kadın sorunlarının ağırlaştığı, özellikle yakın çevremizde kadınların çok zor günler yaşadığı bir dönemde karşılıyoruz. Elini vicdanına koyan herkes, inanıyorum ki tabloyu çok net görebiliyor. Bugün maalesef başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde çatışma var. Bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünya büyük bir gelir dağılımı adaletsizliği ile karşı karşıya; bundan en çok kadınlar mağdur oluyor. Bugün dünyada batıl inançlardan, asabiyetten, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var; bu durum en çok kadınları olumsuz etkiliyor.
- Bütün bu zulümlere en güçlü tepkiyi veren; nerede olursa olsun ayrımcılığa, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geliyoruz. İşte komşumuz İran'da olduğu gibi, nerede bir yangın varsa oraya su taşımaya; nerede bir yara kanıyorsa ona merhem olmaya çalışıyoruz. Ülkemizin insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşunun en büyük bekçisi hanım kardeşlerimizdir.
- Umutlarımızı kıran her türlü olumsuzluğa rağmen, daha adil bir dünyanın mümkün olduğu inancıyla ülkemizin kutlu mücadelesine verdiğiniz destek için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum. Burada şunu gururla ve şükranla ifade etmek isterim. Devletimiz, merhum Kemal Tahir'in dediği gibi 'Devlet Ana' ise bu, sizin kuşatıcı ana şefkatiniz ve hamiyetiniz sayesindedir.
- Peş peşe savaşlardan ve en son istiklal harbinden sonra yorgun düşen ülkemizi ayağa kaldırmışsak, Cumhuriyetimizi her gün güçlendirerek 103 yaşına getirdiysek bunda kadınlar olarak fedakarlıklarınızın, emeklerinizin yadsınamaz payı vardır."
"HEPİMİZ BİR BÜTÜNÜN AYRILMAZ PARÇALARIYIZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
- "Karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellemelere rağmen üretimde, çalışmada canlarını dişe katarak eşsiz katkılar yapmıştır. Kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır. Omuz omuza, kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz.
- Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa, bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, daha kötüsü zulmediyorsa, insanlıktan nasibini almamış demektir. Kadını ve erkeği cinsiyetçi paranteze hapsedenler, aslında her ikisinin de önce insan olduğu gerçeğini perdeliyor demektir. Bu anlayışla siyaset sahnesine çıktığımız günden beri, kadınların sosyal hayata, siyasal hayata aktif ve eşit olarak katılmaları için gayret gösterdik.
- Kemikleşmiş önyargıları kırmak, yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için gerçekten büyük mücadeleler verdik. Gerek buradaki misafirlerimiz gerekse ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımız, kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması noktasında neler yaptığımızı çok ama çok iyi biliyor."
"KADINLARIN ÖNÜNE ÖRÜLEN TÜM DUVARLARI YIKTIK"
Erdoğan, şunları belirtti:
- "Burada özetin de özeti mahiyetinde bazı düzenlemeleri ve rakamları sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum. Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7'ye çıkardık. Aynı dönemde kadın istihdam oranı yüzde 25,3'ten yüzde 31,7'ye çıktı. Bir diğer başarımız siyasi temsildir. 2002'de parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu, son seçimlerde bu sayı 119'a çıktı.
- Kadınların Meclis'te temsil oranı ise 5 kat artışla yüzde 19,83'e ulaştı. Aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da görüyoruz. 28 Şubat'ın vesayetçi zihniyetinin kamuda kadınlara kapattığı tüm kapıları ardına kadar biz açtık. Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokrasinin tüm katmanlarında çalışabilmelerini sağladık.
- Bilhassa akademi, mülkiye, adliye, askeriye gibi kadınların erişim alanı dışında tutulan mesleklerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık. Bugün sadece ikna odalarından ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil, aynı zamanda onların çocukları da her kurumda çalışıyor, kamusal alanda varlık gösteriyor, iş ve siyaset dünyasında başarılarıyla temayüz ediyor.
- Kadınlar, inançlarına uygun yaşamak ile hayallerindeki mesleği icra etmek arasında bir tercihte bulunmaya artık zorlanmıyor. Bu sonucun bir göstergesi olarak kadın kamu çalışanlarının oranı, sadece son 12 yılda yüzde 34,2'den yüzde 43,38'e yükseldi."
"NE ADI NE OLURSA OLSUN, KADINA ŞİDDET İNSANLIĞA İHANETTİR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
- "Bir diğer kanayan yaramız kadına ve çocuğa yönelik şiddet. Bu konuda her zaman 'sıfır tolerans' yaklaşımı ile hareket ettik. Bu konuda her zaman 'sıfır tolerans' yaklaşımıyla hareket ettik. 2005’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği aştık. 2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u yürürlüğe koyduk.
- Nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma mecburiyeti getirdik. 2014’te Ceza Kanunu'muzda yaptığımız düzenlemeyle cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık. 2020’de 6284 sayılı kanun kapsamında ihtisas mahkemelerini kurduk. 2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile bu konudaki hassasiyetimizi teyit ve tescil ettik.
- Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 kadın konuk evimiz 81 ilimizde şu anda hizmet veriyor. Sayısını 434’e çıkardığımız sosyal hizmet merkezleri, şiddetle mücadele irtibat noktalarıyla koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. Alo 183 hattıyla, Kadın Destek Uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz.
- Daha burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak nice idari ve hukuki düzenlemeyi, reformu, tedbiri, müeyyideyi hayata geçirdik. Bizim kadına ve çocuğa karşı şiddet hususunda duruşumuz bellidir. Ne adı ne olursa olsun, kadına şiddet insanlığa ihanettir."
"TEK BİR KADIN VEYA ÇOCUK ŞİDDET KURBANI OLMAYANA KADAR BU MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ"
Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
- "Türkiye, şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydetmiştir. Hatta hiçbir temeli olmayan 'sözleşme yaşatır' sloganıyla hükümetimizi eleştirenlerin bize örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz. Bunun için biz 'sözleşme değil, kanun yaşatır' diyor ve mevzuatı ihtiyaçlara göre geliştiriyoruz. Nerede bir aksama, aksaklık varsa gideriyor, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kökünü kurutmak için ne gerekiyorsa hiç tereddüt etmeden yapıyoruz.
- Tek bir kadın veya çocuk şiddet kurbanı olmayana kadar bu mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz. Son olarak biliyorsunuz, geçen hafta meclisimize bir kanun teklifi ilettik. Buna göre kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz.
- Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık iznini de kamuda olduğu gibi 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz. Bayramdan sonra yasalaşmasını ümit ettiğimiz teklifin şimdiden tüm anne-babalara hayırlı olmasını diliyorum."