Ekolojik alanların ve askeri bölgelerin lüks yatırımlara açılmasına karşı çıkan binlerce Arnavut, hükümetin imar politikalarına karşı protestolarını sürdürüyor.
Arnavutluk genelinde, başta Sazan Adası olmak üzere koruma altındaki kıyı bölgelerinin turizm yatırımlarına açılması kararı ciddi bir siyasi krize yol açtı. ABD eski Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın sahibi olduğu Affinity Partners şirketinin bölgede planladığı milyarlarca dolarlık proje, kamuoyunda hem çevresel kaygıları hem de şeffaflık tartışmalarını beraberinde getirdi.
"Arnavutluk satılık değildir" sloganıyla bir araya gelen protestocular, doğal sit alanlarının ve ekolojik öneme sahip Vjosa-Narta sulak alanının yapılaşmaya açılmasının ulusal çıkarlara aykırı olduğunu öne sürüyor. Hükümet kanadı ise söz konusu yatırımların ülke ekonomisine milyarlarca avroluk katkı sağlayacağını savunuyor.
Hukuki süreç ve soruşturma iddiaları
Projenin detayları ve arazi tahsis süreçlerine yönelik eleştiriler, ülkedeki Yolsuzluk ve Organize Suçlarla Mücadele Özel Savcılığı’nı (SPAK) harekete geçirdi. Savcılığın, arazi devir işlemleri ve statü değişikliklerine dair incelemeler yürüttüğü ifade ediliyor. Bu gelişmelerin ardından, projenin paydaşlarından biri olan Albania Land Development şirketinin hesaplarına tedbir konulduğu basına yansıdı.
Benzer bir sürecin yaşandığı Sırbistan’da da Kushner bağlantılı bir projenin, yetkililer hakkında açılan soruşturmalar ve görevi kötüye kullanma iddiaları sonrasında iptal edildiği hatırlatılıyor. Arnavutluk’taki göstericiler, hükümetten stratejik yatırımcı statülerinin iptal edilmesini ve çevre yasalarındaki değişikliklerin geri alınmasını talep ediyor.
Ekonomik ve siyasi tartışmaların gölgesinde
Başbakan Edi Rama, projenin ülke turizmi için kritik bir fırsat olduğunu belirtirken, yatırımın Yunanistan gibi rakip ülkeleri rahatsız ettiğini savunuyor. Ancak protestocular, özellikle askeri yasak bölge statüsündeki Sazan Adası’nın özel bir sermaye grubuna tahsis edilmesini kabul edilemez buluyor.
Uluslararası yatırım fonlarının Körfez sermayesi ile olan bağlantıları ve İsrail savunma sanayii ile ilişkili gruplarla kurulan ortaklıklar, protestoların bir diğer odak noktasını oluşturuyor. Göstericiler, Başbakan Rama’nın istifasını talep ederek, hükümetin yabancı sermaye karşısındaki tutumunun "onur kırıcı" olduğunu dile getiriyor. Protestoların şiddetlendiği noktalarda güvenlik güçlerinin müdahalesi, toplumsal gerilimi daha da tırmandırmış durumda.
Süreç, hem hukuk çevrelerinin hem de uluslararası yatırımcıların yakından takip ettiği bir siyasi hesaplaşma haline dönüşürken, koruma altındaki bölgelerin geleceği konusundaki belirsizlik devam ediyor.