Türkiye’nin en yüksek puanlı öğrencilerini ağırlayan tarihi liselerde yaşanan kapasite sorunu, Milli Eğitim Bakanlığı’nı radikal kararlar almaya zorluyor.
Türkiye’nin eğitimdeki gurur kaynağı olan köklü liseler, akademik başarılarıyla adlarından söz ettirirken, bu kez ciddi bir barınma kriziyle gündeme geldi. Şehir dışından gelen öğrencilerin yoğun talebi, okul yurtlarını yetersiz bırakırken, ortaya çıkan tablo eğitim sisteminde yeni bir düzenlemeyi zorunlu kıldı.
Yemekhaneler yatakhaneye dönüştü
Özellikle İstanbul Erkek Lisesi gibi köklü kurumlarda kapasite sorunu kritik seviyelere ulaştı. 280 kişilik yurt kapasitesine sahip olan okulda, 390 öğrencinin barınmaya çalışması, okul yönetimlerini çare aramaya itti. Mevcut yoğunluğu yönetebilmek adına yemekhanelerin bir kısmının yatakhaneye dönüştürülmesi, barınma krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Benzer şekilde Kabataş Erkek Lisesi’nde de öğrenci sayısı ile pansiyon kapasitesi arasındaki uçurum, Anadolu’dan gelen başarılı gençler için büyük bir mağduriyet yaratıyor.
MEB’den kontenjan daraltma sinyali
Yaşanan bu tıkanıklığı aşmak isteyen Milli Eğitim Bakanlığı, 102 yatılı lise özelinde kapsamlı bir çalışma başlattı. Bakanlık yetkilileri, okulların ihtiyaçlarına göre genel bir değerlendirme yapıldığını belirtirken, ilk somut adımın kontenjanların düşürülmesi olması bekleniyor. Planlamalara göre, sınıf mevcutlarının 34’e çekilmesi ve yurt yükünün hafifletilmesi hedefleniyor. İstanbul Erkek Lisesi’nde 2026-2027 eğitim dönemine kadar kontenjanın kademeli olarak 120’ye indirilmesi planlanırken, Galatasaray Lisesi’nin özel statüsü gereği mevcut yapısını koruyacağı öngörülüyor.
Eğitimde değerler vurgusu
Eğitim camiası barınma sorununa çözüm ararken, bir yandan da müfredat ve değerler eğitimi tartışmaları sürüyor. Bahçeşehir Koleji tarafından düzenlenen bir etkinlikte bir araya gelen uzmanlar, eğitimin sadece akademik başarıdan ibaret olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel, etik değerlerin kazandırılmasının akademik bilgiden daha zor ve önemli bir süreç olduğunu ifade etti. Hüseyin Yücel ise eğitimin bir deneyim süreci olduğunu belirterek, geleceğin inşasında değerler eğitiminin temel taş olduğunu yineledi.