Ziraat Türkiye Kupası yarı final randevusunda Konyaspor, deplasmanda Beşiktaş’ı mağlup ederek adını finale yazdıran taraf oldu. Maçın ardından otoriteler, yeşil-beyazlı ekibin kusursuz oyun planına ve siyah-beyazlıların hücumdaki çaresizliğine dikkat çekti.
İstanbul’daki kritik mücadelede sadece futbolcular değil, teknik adamların oyun felsefeleri de karşı karşıya geldi. Beşiktaş, bilinen hücum ağırlıklı kimliğiyle sahaya çıkarken, Konyaspor disiplinli ve sabırlı bir savunma kurgusuyla rakibini kilitlemeyi tercih etti. Yeşil-beyazlılar, 36. dakikada direkten dönen top haricinde Beşiktaş’a gol yollarında neredeyse hiçbir fırsat tanımadı.
Savunmanın ötesinde bir irade
Maç boyunca Konyaspor’un sergilediği duruş, basit bir savunma refleksinden ziyade, üzerinde uzun süre çalışılmış bir planın ürünüydü. Siyah-beyazlılar oyunun merkezini aşmakta zorlanırken, pas trafiği de konuk ekibin yerinde müdahaleleriyle sık sık kesintiye uğradı. Beşiktaş için zaman, hücum etmeye çalıştıkça daha da daralmaya ve oyunun kontrolü tamamen el değiştirmeye başladı.
Kader anları ve kaçan fırsatlar
İkinci yarıda senaryo değişmedi; Beşiktaş baskısını artırırken Konyaspor adeta aşılması güç bir kale gibi direndi. Siyah-beyazlıların bir dalga misali hücumlara kalktığı anlarda, konuk ekip soğukkanlılığını korudu. Enis Bardhi’nin kaçırdığı kritik pozisyon ve 87. dakikada ağlara giden ancak ofsayt gerekçesiyle iptal edilen gol, müsabakanın kaderini belirleyen anlar olarak kayıtlara geçti.
İlhan Palut’un imzasını taşıyan taktik zafer
Karşılaşmanın ardından yapılan değerlendirmelerde İlhan Palut’un dokunuşu ön plana çıktı. İlk devredeki stratejik planlamasını ikinci yarıda büyük bir sabırla sürdüren Konyaspor, rakibini sadece durdurmakla kalmadı, oyun hızını da kontrolü altına alarak yordu. Bu galibiyet, skordan bağımsız olarak Konyaspor'un taktiksel anlamda ne kadar olgunlaştığının ve sahayı bir satranç tahtası gibi yönettiğinin bir göstergesi olarak kabul edildi.