ABD Büyükelçisi Mike Huckabee, Başkan Trump’ın İsrail’e yönelik dış politika perspektifine karşı çıkarak iki ülke arasındaki ilişkinin derinliğine dair farklı bir tez öne sürdü.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Washington ile Tel Aviv arasındaki diplomatik ilişkilerin temel niteliği hakkında Başkan Donald Trump’tan ayrışan bir açıklama yaptı. Trump’ın ABD’nin İsrail’in varlığı için bir güvence olduğu yönündeki söylemlerine yanıt veren Huckabee, denklemi tersine çeviren bir yaklaşım sergiledi.
Trump, daha önce yaptığı değerlendirmelerde ABD’nin desteği olmasaydı İsrail devletinin varlığını sürdüremeyeceği imasında bulunmuştu. Büyükelçi Huckabee ise bu görüşe doğrudan karşı çıkarak İsrail’in varlığının ABD için de ontolojik bir öneme sahip olduğunu savundu. Huckabee’nin bu çıkışı, ABD iç siyasetinde ve dış ilişkilerinde İsrail lobisinin ve stratejik ittifakın nasıl konumlandırıldığına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Diplomatik dengelerde yeni söylem
Söz konusu ifadeler, ABD yönetiminin İsrail politikasındaki söylem birliğinin sorgulanmasına neden oldu. Huckabee’nin "İsrail olmasa ABD olmazdı" şeklindeki ifadesi, siyasi gözlemciler tarafından Trump yönetiminin "önce Amerika" (America First) doktrini ile İsrail’e verilen geleneksel koşulsuz desteğin birbiriyle çatışabileceği şeklinde yorumlandı.
Resmi kanatlardan henüz bir düzeltme gelmese de, büyükelçinin doğrudan başkanın söylemini hedef alan bu tutumu, yönetim içindeki fikir ayrılıklarının kamuoyuna yansıması olarak değerlendiriliyor. Söz konusu beyanların, ilerleyen günlerde Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı tarafından nasıl karşılanacağı merak konusu olmayı sürdürüyor.
Huckabee’nin bu çıkışının, ikili ilişkilerin gelecekteki seyrine nasıl etki edeceği ve Trump’ın bu meydan okumaya nasıl bir yanıt vereceği siyasi kulislerde takip edilen başlıca gündem maddelerinden biri haline geldi.