Eski genel başkanın yargı yoluyla geri dönüş sinyalleri, Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminde taşları yerinden oynattı; artık hedef sadece kurultay değil, siyasi varoluş mücadelesi.
Cumhuriyet Halk Partisi kulisleri, hiç olmadığı kadar sıcak ve gergin bir sürece ev sahipliği yapıyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun hukuki süreçler sonucunda partiye dönme ihtimali, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu eksenindeki mevcut yönetimi ciddi bir stratejik yol ayrımına itti. Yönetim, ya mevcut yapının içinde sert bir çatışmayı göze alacak ya da yeni bir yol haritasıyla riskli bir kopuşu tercih edecek.
Mevcut düzeni koruma stratejisi
Özgür Özel ve ekibi için CHP çatısı altında kalmak, teoride en korunaklı liman gibi duruyor. Belediyelerin sağladığı siyasi ve finansal imkanlar, yönetim elinde bulundukça bir güvence teşkil ediyor. Stratejik olarak Kılıçdaroğlu'nu geçmişin figürü olarak kodlamayı hedefleyen ekip, tabandaki memnuniyetsizliği kullanarak süreci kendi lehlerine çevirmek istiyor. Erken seçim ihtimalini de bir koz olarak elinde tutan yönetim, delege gücünü konsolide ederek muhalefetin bölünmemesi gerektiğini savunuyor. Ancak bu direnç hattı, karşılıklı disiplin süreçleri ve yıpratıcı iç çekişmelerle her geçen gün zayıflıyor.
Sıfırdan bir başlangıç mı, sonun başlangıcı mı?
Siyasi arenada dillendirilen bir diğer seçenek ise tüm bağları koparıp yeni bir siyasi hareket başlatmak. Bu radikal hamle, "yeni bir sayfa" vaadi taşısa da beraberinde ağır riskleri getiriyor. Muhalefet oylarının bölünmesi ve sandık barajı gibi engeller, bu seçeneği oldukça tehlikeli kılıyor. Özgür Özel'in söylemlerinde "derin devlet" ve "müesses nizam" vurgularının artması, yönetimin yaşadığı krizin boyutunu ve üzerindeki baskıyı gözler önüne seriyor. Şu an için sadece günü kurtaran tepkisel çıkışlarla yetinen yönetim, karar verme noktasında bıçak sırtı bir dönemden geçiyor. Kararsızlığın sürmesi, CHP içindeki kan kaybının daha da hızlanabileceği yönündeki endişeleri artırıyor.